🪸 Borcunu Ödemeyen Kişiye Okunacak Dua

İstanbul Beyoğlu'nda borç verdiği ve bir türlü geri alamadığı kişiyi karşısında gören alacaklı, borçluyu döverek alacağını aldı. O anlar cep telefonu ile kaydedildi. Olay, Tarlabaşı Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir buçuk yıl önce bir kişiye borç para veren kişi, alacağını bir türlü alamadı. Borçlu kişi parayı ödememek için Sinirli-Öfkeli Kişiye Okunacak Dua Tarih: 11/10/2018 | Yazar: admin Sinirli Kişiye Okunacak Dua Sinirli, öfkeli, hiddetli bir kişiye bu hali üzerinde iken onu sakinleştirmek için 88 adet “Ya Hâlim” ismi şerifi okunur ve üflenirse Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zenginin borcunu ödemeyi ertelemesi zulümdür. Sizin biriniz hali vakti yerinde olan birine havâle edildiğinde, bu havâleyi kabullenip o kişiye müracaat etsin.” (Buhârî, Havâlât 1, 2, İstikrâz 12. Aşağıdagelen Ayet-i Kerimeler . mürekkebi ile Arabi ayın ilk .sabahı Zuhal saatinde yazılır.Sağ kolda taşınır.Kimin niyetine hazırlanmışsa derin bir aşk ve heyecanla taşıyan kişiye bağlanmış olur. Ayetler şunlardır; Bismillahirrahmanirrahim Read more » Bir kimse, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tevbe ederse, o leke silinir. Tevbe etmeyip tekrar günah işlerse, o leke büyür ve kalbin tamamını kaplar, kalb, kapkara olur. Artık o kalp ibadet ve iyilik yapmak istemez. Günahın büyüklerinden sakınanın küçük günahları affedilir. 1- Rahatsız edilmeyeceğiniz sessiz bir yere geçiniz. 2- Vücut ve bedeniniz temiz bir şekilde olunuz. 3- 2220 kere verilen duayı okuyunuz. 4- Daha sonra 10 kere secdede bu duayı okuyunuz. 5- Secdede doğrularak 10 kere yine bu duayı okuyunuz ve akabinde 10 kere Salavat-ı Şerife okuyunuz. Sitemizdeki salavatlardan birini okuyabilirsiniz. KendiniSevdirme Duası. Kevser suresi tatlı bir şey üzerine harflerinin adedi kadar okunur. Okumaya başlamadan evvel niyet edilmesi gerekir. Okuma bittikten sonra evvela allaha dua edilir. Sonrada ey bu surenin hadimleri bu sure-i şerife hakkı için bu tatlıyı yiyen kimsenin kalbine falancaya karşı allahın izni ile muhabbet ilga edin. 3ExglK. Hepimiz bir borca sahip olduğumuzda, ilk olarak bu borcu ödeyebilecek maddi kaynaklar bulma gayretinde bulunuruz. Ek iş ararız, yeni bir borç alabileceğimiz bir akraba ya da arkadaşlarımızın kapısını çalarız veya buna benzer faaliyetlerde bulunuruz. Fakat hiç birimiz gerçekten bunu yapabilecek manevi güce sahip miyiz, bunu düşünmeyiz. İçimizdeki manevi gücü, sabrı ortaya çıkartan en büyük etmen dualardır. Dualar bizleri Rabbimize yakınlaştırır ve her işimizin üstesinden kolayca gelebilmemizi sağlar. Aynı zamanda kendimizi güçlü hissederiz ve referansımız olan Allah olduğu için, kendimize güvenimiz artar, umutsuzluğa aslında günlük hayatımızı her anlamda kolaylaştırmaktadır. Bir borç sıkıntımız olduğunda Allah’tan yardım istediğimizde ve elimizden geleni yaptığımızda yani tevekkül ettiğimizde biliriz ki, bu borç Allah’ın izni ile en kısa zamanda ödenecektir. Aynı zamanda eğer elimizden gelen her şeyi yaptıysak fakat buna rağmen bir şeyler yolunda gitmiyorsa da, ya vakti vardır ya da hayırlısı böyledir. Bu nedenle yaşadığımız sıkıntılar ve karşılaştığımız zorluklar bizleri kolaylıkla yıkamaz ve manevi dünyamızı zorlayamaz. Bu nedenle sizlere tavsiyemiz sorun ne olursa olsun elinizden geleni tam anlamı ile yaptıktan sonra Allah’a sığınmanızdır. Borçları Ödemek İçin Okunabilecek Dualar Sahip olduğunuz borçları ödeyebilmenize yardımcı olacak, Allah ile bu niyetinizi paylaşmanızı sağlayacak dualar bulunmaktadır. Bu dualar elbette ki sizler ihtiyacınız olan parayı bulmaya çalışırken sizlere yardımcı olacak dualardır. Yani kimse bir sabah uyandığında yastığının altında bir para bulmaz. Fakat borcunuzu ödemek için çaldığınız ilk kapıdan olumlu bir sonuç alabilirsiniz, kazancınızı bereketlendirerek gelirinizden arttırabilirsiniz ya da ek iş arıyorsanız, hayırlısı ile en kısa yoldan ve en zahmetsiz işi bulabilirsiniz. Yeter ki siz Allah’a güvenin ve gereken neyse onu yapın. “Bismillahirrahmanirrahim. Allâhümme fâcirel hemmi ve kâşifel kurbi mücibe deavâtil muztrrine rahmânedünyâ vel-âhireti ve rahimehümâ ente terhamüni rahmeten tuğnini bihâ ammen sivâk.” Bu duanın anlamı şudur “Rabbim, kaygıları sonlandıran, sıkıntıyı kovan, çaresizlerin, darda kalanların duasını kabul eden, dünya ve ahirette, iki dünyada da Rahman ve Rahim olan sensin. Beni rahmetinle gani kıl! Bana merhamet et, beni senden başka kimsenin merhametine esir etme.” Bu duayı okuyan kişi, Rabbimizin merhametine ve şefkatine talip olur. Ne dilerse ondan dilediğini dili ile de tekrarlamış olur. Bu duayı gönülden okuyan kişinin dilediği hayırlısı ile kabul olur. “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm.“ Sahip olduğunuz borcu ödemek istiyorsanız fakat bir şekilde bu mümkün olmuyorsa, bu duayı okuyun. Yüreğinizde gerçek bir inanç ile bu duayı 1000 defa okursanız, Rabbimiz sizlere borcunuzu ödemenize yarar sağlayacak o gücü ve kuvveti sizlere verir. Sizlere bilmediğiniz ve beklemediğiniz bir yerden rızık yaratır ve borcunuzu ödemenize yardım eder. Aynı zamanda bu kuvvetli dua sadece borç ödemek için değil, her türlü dert ve sıkıntıyı da savmak için okunabilir. Sabah namazının ardından 7 defa okursanız, her türlü derdinize de derman bulursunuz. “Bismillahirrahmanirrahim. Allahümme inni eûzü bike minelhemmi vel hazeni ve eûzü minelaczi vel keseli ve ûzü bike minelcübni velbuhli ve eûzü bike min ğalebeti’d-deyni ve kahrirricali.” Bu duanın anlamı şudur “Dünya ve ahiretteki Rabbim. Kederden, acizlikten, üşengeçlikten, korkaklıktan sana sığınırım. Rabbim, cimrilikten ve borcun galebesinden, insanların derdinden sana sığınırım.” “Allâhümme fâlikal- ısbâhı ve câ ılelleyli sekenen veş-şemse vel-kamera husbânen ıkdı anniddeyne ve ağninî minel-fakri ve emtiğnî bi-sem î ve besarî ve kuvvetî fî sebîlik.” Bu duanın anlamı şudur “Sabahın aydınlığını var eden, geceyi dinlenme vakti yapan, güneşi ve ayı hesap vasıtası yapan Allah’ım! Bana borçlarımı ödemeyi nasip eyle, benden fakirliği al, kulağımı, gözümü ve kuvvetimi ancak senin yolunda kullanmayı nasip eyle.” Duanın bizzat kullanma amacı borç ödeme niyeti olsa da, her türlü dert ve sıkıntınızda okuyabileceğiniz dualardan biridir. Bu duaların her biri ayrı ayrı borçlarınızı ödemenize yardımcı olacaktır. Unutmayın ki, kulun Rabbi ile buluşması için illa belirli dualar gerekmez. Sizler bu duaları okuyun fakat dilediğiniz anda içinizden geçtiği gibi Rabbinize elinizi açın ve duanızı edin. Duaların en hayırlısı samimi olanıdır. Dağlar kadar borcu olan kimsenin okuması gereken dua Borç duası dağlar kadarBorç ödemek için zikirDağlar kadar borcu olanın okuması gereken dua Borçlu Olan Kimsenin Okuyacağı Dua Allâhümmekfınî bi halâlike an harâmike ve ağninî bi fadlike ammen sivâk. * Hazreti Ali buyurdu "Resulüllah'ın bana öğrettiği duayı sana öğreteceğim. Eğer üzerinde Sebir dağı kadar borç olsa Allah Teala sana ödettirir." Bismillâhi alâ nefsi ve mâlî ve dînî. Allâhümme raddınî bi kadâike ve bâriklî fiymâ kuddira lî hattâ lâ ühıbbe ta'ciyle mâ ahharte ve lâ te'hıyra mâ accelte. Manası Dinim, nefsim ve malım için şimdiden besmeleyi hazırladım. Allah'ım! Beni hükmüne rıza gösterenlerden kıl ki, benim için tehir ettiğinin ta'cilini, peşin vereceğinin tehirini sevmiyeyim. * Peygamberimiz buyurdu "Maişet sıkıntısı ve darlığı içinde kıvranan kimsenin bu duayı okumasına mani olan nedir? Yani bu duayı okuyan maişet darlığı çekmez demektir. Sübhânellâhi ve bi hamdihî sübhânellâhil azıymi estağfirullâh. Birisi Resulüllah'a geldi ve "Ya Resulellah, fakirim, elimde hiçbir şeyim yoktur." dedi. Resulü Ekrem "Sen meleklerin yaptığı istiğfarı, mahlukatın getirdiği teşbihi bilmiyor musun?" buyurdu. O adam "O teşbih nedir?" dedi. Bunun üzerine Resulü Ekrem bu teşbihi okudu ve şöyle buyurdu "Bu teşbihi imsaktan sonra güneş doğmadan evvel yüzer defa okuyunuz. Dünya kendiliğinden ayağınıza gelir ve her bir kelimesi için de Allah Teala bir melek yaratır. Kıyamete kadar teşbih eder ve sevabı senin defterine yazılır." Allâhümme fâricel hemmi ve kâşifel ğammi müciybe da'vetil mudtarriyne rahmâned dünyâ vel âhırati ve rahıymehümâ ente terhamünî ferhamnî bi rahmetin tuğniynî bihâ an rahmeti men sivâk. İsa ümmetine hitaben buyurdu "Bir insanın dağ kadar altından borcu olsa da bu duaya devam etse Allah Teala borcunu ödettirir." Bu duayı Resulü Ekrem Hazreti EbuBekir öğretmiştir. Bu duaya devam edenler azbir zamanda borçtan kurtulurlar. Allahümme mâlikel mülki tü'til mülke men teşâü ve tenziul mülke mimmen teşâü ve tüızzü men teşâü ve tüzillü men teşâü bi yedikel hayr, inneke alâ külli şey'in kadiyr. Tûlicülleyle finnehâri ve tûlicünnehâra filleyli ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy, ve terzüku men teşâü bi gayri hisâb. Rahmâned dünya vel âhırati ve rahıymehümâ tu'tiy men teşâü min hümâ ve temneu men teşâü irhamniy rahmeten tuğniyniy bihâ an rahmeti men sivâke. Cenâb-ı Peygamber Efendimiz ashabı kiramdan Muaz b. Cebel hazretlerini bir Cuma günü orada göremez ve Cuma namazından sonra yanına teşrif eder ve göremediğinden sual eder - "Yâ Resûlallah, bir yahûdinin üzerimde kırk dirhem gümüş alacağı olduğundan tarafı saadetinize teveccüh etmişken huzurunuza varabilmekden beni men etmiştir, cevabında bulunur." - Cenabı Peygamber Efendimiz "Yâ Muaz sana bir dua öğreteyim ki ona devam edersen sabır dağı kadar borcun olmuş olsa Cenab-ı Hak onu öder" buyurmuşlardı. Diğer bir hadis-i şerifte de bu duanın esrarına dair Resulü Ekrem "Ya Muaz kulak ver, iyi dinle, sana öyle bir dua öğreteceğim ki üzerinde Uhud dağı kadar borcun olsa Cenab-ı Ecelli Alâ sana borcunu ödettirir" buyurmuşlardır. Son düzenleme 17 Aralık 2013 tabii ki türkiye, dış borcunu ödemek zorunda değildir fakat ödememenin maliyeti ödemenin maliyetinden katbekat fazla olduğundan dolayı ödemek daha akıllıca bir belirtmek ise çok daha farklı bir durumdur, ki bu durumda imf'nin kapısını çalarak standby anlaşması yaparak koşullar konusunda uzlaşmanız gerekir. imf borç para vererek sizin borçlarını çevirebilmenizi sağlar ama bunun da bir bedeli olacaktır ve genel olarak gelişmekte olan ülkelerde son derece gevşek olan maliye politikası nedeniyle kriz çıktığından dolayı imf bütçe açıklarını ciddi şekilde kısacak sıkı maliye politikalarını takip etmenizi şart bu noktada önemli iki nokta var1 dış borç kime ait?2 tl mi yoksa dolar mı?dış borcun çoğu özel sektöre ait ki bu da aslında 2001 krizinden sonraki derviş politikalarının bir sonucu. buradaki temel unsur devletin dış borç almasının önüne geçmek ki bunun bütçe disiplinine iki olumlu etkisi özel sektörün devlete kıyasla daha rasyonel bir şekilde bu borcu üstleneceği varsayımı ki bence doğrudur. çünkü devlet bütçesini yöneten siyasetçi kendisinin olmayan parayı yönetmekte olduğundan dolayı disiplinden kopmaya teşnedir. ikincisi ise, devletin dış borç almaması aslında iç borç alabilmesinin önünü açarak, ki bu borç genelde tl cinsinden olur. aslında devletin iç borcumu ödemiyorum demesine bile gerek yoktur. biraz bütçe açığı vererek, biraz enflasyonu yükseltici politikalar izleyerek bu borcu zaten kolaylıkla ödemeden eritmeyi bakarsanız, abd'nin yaptığı da bunun global ölçekteki versiyonu neredeyse. genişlemeci para ve maliye politikalarıyla, bastıkları dolar iç piyasalarında neredeyse hiç enflasyon yaratmadan gelişmekte olan ülkelere akıyor. daha sonra sıkı politikalara geçtiklerinde ise önceden kendilerine oluşmayan enflasyon, gelişmekte olan ülkelerde enflasyon yaratıyor, yani enflasyon ihraç etmiş oluyorlar. tabii ki amerikan iç piyasasında da bir enflasyon yaratılıyor fakat o kadar para basılmasına rağmen oluşması gereken enflasyonun çok az bir kısmı kendilerinde yaşanıyor, ki yaşanmaya başladığı anda da para politikasını sıkılaştırıyorlar ve bundan hemen hemen hiç tabii ki, doların dünya hakimiyetinin bir sonucu olarak gerçekleşiyor. kısmen iç piyasada tl borcunu devlet de tam bu şekilde olmasa da benzer şekilde ödemiyorum demeden ödememenin ya da az ödemenin yollarını bulabiliyor. tekrar hatırlatmakta fayda var, dış borcun ciddi bir kısmı özel sektöre ait. şimdi eğer türk özel sektörü, toplu halde iflas bayrağını çeker ve borçlarını da devlet üstlenmezse ekonomi durur, işsizlik patlar ve bunun önünü üstlenmesi ise, borç tl cinsinden olmadığından dolayı enflasyonist politikalarla eritilemez hatta tam tersi bu politikalar tl maliyetini de artırır demek. daha önce burada yazanlar oldu, devletin borç stoku düşük özel sektör borcunu üstlenebilir bir şey olmaz dediler ki ben bunu eleştirdim. devlet bu borcu üstlenecekse ciddi şekilde bütçesini kısması gerekiyor ki bu da ya imf programıyla ya da buna benzer programlarla sağlanabilir. yani bütün yatırım bütçesinin neredeyse tırpan yemesi, emekli memur maaşlarında enflasyon oranında düzeltmelere son verilmesi gibi halkı ciddi şekilde fakirleştirecek önlemler bu borcu üstlenmemesi durumunda olacaklara geleyimözel sektör ödeyemezse en fazla batar, ama toplu halde batarlarsa bütün ekonomi durur. para döngüsü felç olur. bu iç piyasada yaşanacaklardı. ayrıca türk şirketlerinin borcunu ödemediğini gören dış piyasalar, bu şirketlere borç vermeyi keser. bu da iç piyasada iflas etmeyen şirketlerin de iflas etmesine sebep olur çünkü borç bulamadan ayakta kalabilen bir özel sektöre sahip değiliz ne yazık durumda da, döviz kurlarının önü alınamaz çünkü ülkenin finans piyasalarına döviz girişi tamamen durmuş olur. devlet eğer üstlenmezse borç stoku o kadar kötü etkilenmez diyecek olanlar da var elbet ama unuttukları nokta şu, borç stoku dediğiniz şey devletin borcu/milli gelir. devletin borcu aynı kalsa bile milli gelir bu durumda düşeceğinden dolayı, kamu borç stoku artmış olur. dolar bazında kesin artar, tl bazında ise enflasyon hesaplamalarında yapılabilecek cambazlıklara göre daha az miktarda sonuçta devlet borç üstlenmeden yani toplam borcunu sabit tutarak, kamu borç stokunu artırmış olur, e madem öyle bari borcu üstlen de öyle artsın değil mi sevgili dostlar? çünkü o durumda, risk priminiz yükselse de finans piyasalarına borcun zor da olsa çevrilebileceği görüldüğünden dolayı döviz girişi devam eder, eh bu da ehveni şerdir. devlet bu borcu üstlenip, özel sektörün borç hacminde bir iyileşme yaratacağından dolayı da bu daralma sürecinde en azından özel sektörün borç alma kurallarını, yasalarını, şartlarını iyileştirecek ve özel sektörü katma değerli üretim yapmadan döviz borçlanmasını engelleyecek reformları tabii ki serbest finans piyasalarında olacak olan senaryodur. eğer borcun ödenmemesi sonucu alacaklılar dünya ticaret örgütü gibi kuruluşlar üzerinden ceza talep etmeye kalkarsa olacak olan kimsenin ülkemize ihracat yapmaması olur ki dövizin olsa bile sana kimsenin mesela petrol satmaması anlamına gelir bu. yani böyle bir durumda cari fazla veren bir ülke bile olsanız, size mal satışı yasaklanırsa o ülkede yağmalama olayları yaşanması kaçınılmaz olur, bunun cari açık veren bir ülkeye karşı yapılması ise haydi haydi kaçınılmaz olur. Bu içerik de ilginizi çekebilir Resmi Gazete de yayımlanan karar gerekçesinde, “Anılan hürriyeti bağlayıcı ceza, borçlu ile alacaklı arasındaki önceden var olan sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı öngörülen ceza olmayıp, kanunla belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanmaktadır” denildi. Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin başvurusunu reddeden Anayasa Mahkemesi'nin bu kararının ardından haczedilen malı kaçıranlar hakkında hürriyeti bağlayıcı ceza davası açılmasının Anayasa'ya aykırılık teşkil etmediği kesinleşmiş oldu. Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesi,1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu'nun 12. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasının, Anayasa'nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırılığı savıyla iptali istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Mahkeme, ticari işletme rehnine tabi mallardan bir kısmının fabrikada bulunmaması nedeniyle şikayetçi alacaklının zarara uğratıldığı iddiasıyla açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu savını Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Mahkeme başvurusunda, sanık hakkında açılan kamu davası görülürken Anyasa'nın 38. maddesine yeni bir fıkra eklendiğini belirterek, "Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz" hükmünün getirildiğini kaydetti. Mahkeme, "davamızda uygulanması istenilen 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanun'unun 12/2. maddesi Anayasa'nın 38/Son fıkrasına aykırı olması nedeni ile bu maddenin iptali için Anayasa Mahkemesine gidilmesine karar vermek gerekmiştir" diyerek iddiasını Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. ANAYASA MAHKEMESİ, ANAYASAYA AYKIRILIK TESBİT ETMEDİ Mahkeme'nin başvurusunu, "Anılan hürriyeti bağlayıcı ceza, borçlu ile alacaklı arasındaki önceden varolan sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı öngörülen ceza olmayıp, kanunla belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanmaktadır" diyerek oybirliğiyle reddeden Anayasa Mahkemesi, Resmi Gazete'de de yayınlanan karar gerekçesinde şu görüşleri dile getirdi “Kuralla, ticarî işletme sahibinin işletmesini veya rehne dahil münferit unsurları alacaklının muvafakatı olmaksızın başkalarıyla değiştirmesi, temlik, aynî bir hakla takyit, alacaklıyı ızrar kastıyla tahrip veya imha etmesi nedeniyle alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen alacaklının şikâyeti üzerine uğranılan zararın miktarı nazara alınmak suretiyle bir yıldan beş yıla kadar hapis ve belirtilen adli para cezasıyla cezalandırılması, uğranılan zarar fahiş ise cezaların azamisine hükmolunması öngörülmektedir. İtiraz konusu kuralla, alacaklının alacağını alabilmek için tesis edilen ve teslime bağlı olmayan işletme rehni nedeniyle borçlunun alacaklıyı zarara uğratmaya ilişkin girişebileceği suç sayılan eylemler müeyyideye bağlanmıştır. Anılan hürriyeti bağlayıcı ceza, borçlu ile alacaklı arasındaki önceden varolan sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilememesinden dolayı öngörülen ceza olmayıp, kanunla belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle kural, Anayasa'nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı değildir, itirazın reddi gerekir” Borcunu ödemeden ölen kişinin durumu ne olur? Ölen kişinin borcu varsa yakınları ödemek zorunda mıdır?Müslüman, dâimâ ihsan şuuruyla, yani ilâhî kameraların altında bulunduğunun idrâki içinde yaşayan ve Cenâb-ı Hakk’ın huzûruna borçlu olarak çıkmaya korkan insandır. Şayet bir kimse, borcunu ödeyemeden ölmüşse, akrabaları o kimsenin vasiyetini yerine getirmeden ve mîrâsını taksim etmeden önce, evvelâ onun bütün borçlarını ödemeye çalışmalıdır. Zira hadîs-i şerîflerde borcu ödenmediği müddetçe şehîdin bile Cennet’e giremeyeceği bildirilmektedir.[1] Yine bir hadîs-i şerîflerinde Nebiyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır “Mü’minin rûhu, ödeninceye kadar borcuna bağlı kalır.” Tirmizî, Cenâiz, 74. Bkz. İbn-i Mâce, Sadakât, 12 Yani bir nevî mahpustur, değerli makamına gidemez. Ayrıca kurtulacak mı yoksa helâk mı olacak, bu hususta hüküm verilmez. Bu sebeple endişe içinde bekleyişi devam eder. PEYGAMBERİMİZİN CENAZE NAMAZINI KILMADIĞI KİMSELER Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- şöyle nakleder “Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e, üzerinde borç bulunan bir cenâze getirildiği zaman –Borcunu ödeyecek bir mal bıraktı mı?» diye sorarlardı. Eğer borcunu ödemek için yeterli mal bıraktığı söylenir veya Müslümanlardan biri borcu tamamen ödeyeceğine dâir kuvvetlice söz verirse[2] namazını kılarlardı. Aksi takdirde Müslümanlara –Arkadaşınızın namazını siz kılın!»” buyururlardı. Ancak zamanla Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz’in maddî imkânlarını genişletince, borcunu ödeyecek malı olmayan mü’minlerin de borçlarını ödeyerek namazını kıldılar.[3] Bundan sonra artık şöyle buyuruyorlardı “Ben her mü’mine, mutlakâ, dünya ve âhirette insanların en yakınıyımdır. Dilerseniz şu âyeti okuyun O Peygamber, mü’minlere öz nefislerinden daha evlâdır/yakındır...»[4] Hangi mü’min vefât eder de geride bir mal bırakırsa vârisleri onu alsınlar. Borç veya bakıma muhtaç birini bırakmışsa o da bana gelsin; ben onun mevlâsıyım himâye ve yardım edicisiyim.”[5] Buhârî, Tefsîr 33/1, Kefâlet 5, Ferâiz 4, 15, 25; Müslim, Ferâiz, 14 KABİRDE HAPSEDİLEN KİMSELER Sad bin Atval -radıyallâhu anh- anlatıyor “Kardeşim vefât etmiş ve üç yüz dirhem mal ile bakıma muhtaç çoluk-çocuk bırakmıştı. Bıraktığı parayı ailesine harcamak istiyordum. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- –Kardeşin borcu sebebiyle hapsedilmiş durumda, borcunu ödeyiver!» buyurdular. Ben –Yâ Resûlâllah! Ben onun borçlarını ödedim. Sadece bir kadının iddia edip delil getiremediği iki dinar kaldı.» dedim. Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz –O kadına iddia ettiği iki dinarı ver. Çünkü kadın hakîkati söylemektedir.» buyurdular.” İbn-i Mâce, Sadakāt, 20 Yine Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîs-i şerîflerinde kıyâmet gününe borçlu bir hâlde çıkılmaması hususunda mü’minleri şöyle îkaz buyurmuşlardır “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyâmet günü gelmeden önce o kimseyle helâlleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından alınır, hak sahibine verilir. Şayet iyilikleri yoksa, kendisine zulmettiği kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.” Buhârî, Mezâlim 10, Rikāk 48 Dipnotlar [1] Bkz. Müslim, İmâre, 119, 120; Nesâî, Büyû, 98; Ahmed, V, 289. [2] Tirmizî, Cenâiz, 69/1069; Nesâî, Cenâiz, 67. [3] Buhârî, Nefekāt, 15; Müslim, Ferâiz, 14. [4] el-Ahzâb, 6. [5] Bundan dolayı, borcunu ödemek istediği hâlde mal bırakamayan kimsenin borcunu, devlet başkanının beytülmâlden/devlet hazinesinden ödemesi îcâb eder. Kaynak Osman Nuri Topbaş, Ebediyet Yolculuğu, Erkam Yayınları İslam ve İhsan

borcunu ödemeyen kişiye okunacak dua