🏓 Hz Musa Nın Güzel Sözleri
Sen bizim dostumuzsun, bizi bağışla ve bize merhamet et! Sen bağışlayanların en hayırlısısın. Bu dünyada da bize iyilik yaz âhirette de! Çünkü biz sana yöneldik!" (A'râf: 155-156) Bu yazı, dualar, hz musa duası, peygamber duaları, hz musa duası fazileti, hz musa duası hangi surede, musa aleyhisselâmın duası, hz musa
Musa’nın da öldürülmesi söz konusudur. Allahû Tealâ Hz. Musa’nın annesine emir verir ki: “Sen, onu sepetin içine koyup Nil nehri’ne bırak. Gerisini ben hallederim.”. Sepet, Nil nehri’nden saray tarafından alınır. Ve bebek sarayda büyümeye başlar. Firavunun sakalını çekince firavun fena halde içerler.
Musa (Aleyhisselam) Hz. Musa (Aleyhisselam) Hz. Musa Kelimullah Ulü'l Azm peygamberlerin üçüncüsüdür. Allah Teala Kur'an-ı Kerim'in bir çok ayetinde o Hazret'ten övgü ile bahsetmiştir. Allah Teala şöyle buyuruyor: "Ey Musa! Ben mesajlarımla ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve
Dünya zamanı, ahiret zamanının yanında adeta Hz. Musa’nın asasının yanında büyücü değneklerinin düştüğü zavallı bir duruma düşmektedir.
Hz Muhammed (s.a.v.) Sözleri. Hadis, ehline şerefli gömlek giydiren Allah’u Teala hazretlerine hamdlerin en güzeliyle hamd ederiz. Seyyidimiz, efendimiz ve senedimiz Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem)’e dua ve selâmların en güzeliyle dua ve selâm olsun. Saniyen şerefli âline ve ashabına selâm olsun.
Hazret-i Musa; “Size gelen gerçeğe dil mi uzatıyorsunuz. Bu, sihir değildir. Bu, her şeyin yaratıcısı olan Allahü teâlânın verdiği bir mucizesidir.” diyerek onları îmâna çağırdı. Firavun ve adamları hazret-i Musa’nın sözlerini dinlemediler. Gösterdiği mucizelere inanmayıp, sihirdir diye ısrâr ettiler.
Birine yapabileceğimiz en güzel dua, selâm vermektir. 🍁Selâmün aleyküm. 🌙Huffâz. #nashed. #ayasofyacamii #mosque #eyüpsultan #istanbul. lalgibi. lalgibi. “Özlemek erken saatlere alınsın. Sonra uykusuz kalıyor insan.”.
MUSABeni İsrâil peygamberlerinden Hz. Musa'nın (A.S.) ismi. Dört büyük kitaptan birisi olan Tevrat, vahiy yoluyla kendisine gelmiştir. Yahudilerin en büyük peygamberidir. Şeriatı, İsa'ya (A.S.) kadar devam etti. Yusuf'un (A.S.) soyundan Yuşa nâmındaki peygamberi yerine tâyin ederek vefat etmiştir. Mısır firavununa karşı mücadele etti. Harun (A.S.) kardeşi ve kendi
Musa a.s. nın salavatı | Mucize Dualar. Hz. Musa a.s. nın salavatı. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin hâtemil enbiyâi ve ma’dinil esrâri ve menbeıl envâri ve cemâlil kevneyni ve şerafid dâreyni ve seyyidis sekaleyni vel muhassası bi kâbi kavseyni. “Ey Allah’ım!
MUSANIN MISIR'DAN KAÇIŞI. Allah Kuran'da Hz. Musa ile ilgili şöyle bir olayı haber verir: (Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi.
5 Ocak 2012 Perşembe. HZ. ALİ'NİN A'DAN Z'YE SÖZLERİ. Acelenin meyvesi yanlışlıktır. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenlerin zalimliğidir. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve
Hz. Musa (a.s)'nın Firavun ile olan kıssası, Kur'an'ın bazı sûrelerinde çeşitli üslûplarda ve teferruatlı olarak anlatılmıştır. Firavun ve ordusunun Kızıldeniz'de boğulmaları olayından sonra, İsrailoğulları ile ilgili kıssasına da genişçe yer verilmiştir. Musa (a.s)'nın Firavun ile olan mücadelesi, bir şahsın bir
PwJf7. Mevlânâ Mesnevîsinde ve Çoban hikayesini anlatırken Hz. Musa’nın kendi hâlinde ve kendince Allah’la konuşan bir çobana rastlamasıyla başlayan hikâyesini şöyle kurgular Hz. Musa dağları dolanırken bir çobana rastladı. Çoban, dizüstü çökmüş, ellerini semaya açmış dua ediyordu. Bu durum Hz. Musa’nın çok hoşuna gitti. Ama çobanın duasını duyunca şaşırdı. Ey kerem sahibi rabbim! Seni ne kadar severim bir bilsen. Ne istersen yaparım, yeter ki sen iste… Neredesin ki sana kul, köle olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Ey yüce rabbim, sana süt ikram edeyim. Senin elini öpeyim, ayağını ovayım… Bütün keçilerim sana kurban olsun. Bütün nağmelerim, heyheylerim senin yâdınladır rabbim!” Çobanın böyle konuştuğunu gören ; “Ey çoban bu sözleri kime söylüyorsun, kiminle konuşuyorsun?” diye sordu. “Bizi yaratan, işte bu yeri ve göğü halk edenle…” diye cevap verdi çoban. Musa şöyle dedi “Vah vah, sen sersemleşmişsin. Yazık sen daha Müslüman olmadan kâfir oldun. Bu ne saçma söz, bu ne küfür! Çarık elbise anca sana yaraşır. İlâhî sıfatlarda cisim sahibi olmak ve ihtiyaç sahibi olmak gibi bir şey var mı?” Sen bu sözleri kime söylüyorsun? Amcana mı, dayına mı? Tanrı böyle kulluk istemez. Musa’nın sert sözleri karşısında çoban büyük bir üzüntü ve pişmanlık duyarak şöyle dedi “Ya Musa, ağzımı bağladın, pişman ettin beni ” dedi, ardından yana yana bir ah çekti inleyerek, başını alıp çöle doğru gitti. Derken Musa Peygamber’e Allah’tan şöyle bir vahiy geldi “Ey Musa; Biz çobandan razıydık. Sen işittiklerini inkar ve küfür saydın. Bir kabahati varsa bile ne tatlı kabahatti onunki. Senin görevin ayırmak değil birleştirmektir. Onun için övgü olan, senin için yergi olabilir. Ona bal olan sana zehir olabilir. Biz dile, söze bakmayız; kalbe ve hâle bakarız. Gönül huşu içindeyse o gönle bakarız, isterse sözünde zül ve inkıyat olmasın. Ey Musa; edep bilenler başka, içi yanmış aşıklar başka. Âşıklar her solukta bir başka yanarlar.” Hz. Musa hatasını anladı. Yollara düşüp o çobanı aramaya başladı. Nihayet çobanı buldu “Müjde Allah-u Teâlâ’dan izin geldi. Gönlün ne istiyorsa onu söyle, bildiğin gibi dua et, Allah nazarında böylesi daha kıymetlidir. Hiçbir şeye aldırma, korkusuzca çöz dilini.” Elbette yakarmanın bir usulü vardır fakat samimi olması her şeyden evladır. Çoban ilahi aşka ulaşmıştı, aynı halde değildi. Ey Musa; ben o hal ve o sözden geçtim, şimdi benim halim söze sığmaz.” Hz. Mevlana Mesnevisinde Çoban hikayesiyle, ibadette önemli olan ve eksikte olsa kabulü için şart olan şeyin, ihlas ve samimiyet olduğunu anlatmıştır. Allah katında makbul olacak olan şey; kişinin dış görünüşü ya da sahip oldukları değil, yaptığı işlerde ihlaslı olmasıdır. İnsanlarla ilgili hüküm verirken zahirlerine bakarak değil, samimiyetlerine bakarak değerlendirme yapmalıyız. İnsanlarla ilgili peşin hükümlü olmamalıyız. Allah’ın lafızlara değil de kalplere nazar ettiğini unutmamalıyız.
Dinim İslam, İslamiyet, İslami Yazılar > Peygamberlerin Hayatı Kuran'da Adı Geçen Peygamberler as HZ. MUSA’NIN HAYATI AS KURANI KERİM’DE ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN HAYATI Allah Teâlâ'nın, dört büyük kıtaptan bırı olan Tevrat'ı verdıgı ve yeryüzünde dınını teblıg edıp, hakım kılması ıçın gönderdıgı Ulu'l-Azm* peygamberlerden bırı. Hz. ıbrahım soyundan olup, ısraılogullarının akıdelerını ıslah etmek ve onları Allah Teâlâ'nın dıledıgı nızama kavusturmakla görevlendırılmıstı. Küfürle mücadelesı Kur'ân-ı Kerım'de uzun uzun anlatılmaktadır. Hz. Adem Rasulullah kadar pek çok peygamber gelmıstır. Bu peygamberler, gönderıldıklerı kavımlerı, Allah Teâlâ'ya ıman etmeye çagırmıslar; bu yolda kâfırlerle savasmıslar, yasadıkları dıyarlardan çıkarılmıslar; ezılmısler, hor görülmüsler ve hatta öldürülmüslerdır. Mûsa da, Allah Teâlâ tarafından ısraılogulları'na gönderılmıs bır rasul ıdı. O da tıpkı kendısınden önce gönderılmıs olan peygamberler gıbı kavmını Allah'a ıman etmeye çagırdı. Kavmıne zulmeden ve ılâhlık ıddıasında bulunan Fıravun'a karsı tevhıd yolunda mücahede ettı. Bu ugurda, bütün peygamberlerın karsısına çıkan güçlükler, onun da karsısına çıktı. Dogup büyüdügü dıyardan çıkarıldı, kâfırler tarafından öldürülmek gayesıyle kovalandı. Allah Teâla Kur'ân-ı Kerım'de bır ayette Hz. Mûsa söyle bahsedıyor "Kur'ân'da Musa'yı da an. Çünkü o ıhlâs sahıbı ıdı ve ısraılogulları'na gönderılmıs bır peygamber ıdı"Meryem, 19/51. Hz. Musa Fıravun ıle olan kıssası, Kur'an'ın bazı sûrelerınde çesıtlı üslûplarda ve teferruatlı olarak anlatılmıstır. Fıravun ve ordusunun Kızıldenız'de bogulmaları olayından sonra, ısraılogulları ıle ılgılı kıssasına da genısçe yer verılmıstır. Musa Fıravun ıle olan mücadelesı, bır sahsın bır kralla, bır peygamberın sadece büyük bır zorba ıle olan mücadelesınden ıbaret degıldır. Bılâkıs bu hak ıle bâtıl'ın çatısması, Rahman'ın ordusu ıle seytanın ordusunun kaçınılmaz savasıdır. Aslında hak ıle bâtıl arasındakı bu savas, ınsanoglunun yaratılısından, ınsanları ıslah etmek üzere nebîler ve rasullerın hayat sahnesıne çıkmasından berı devam edegelmektedır. Sapıklık ve bâtıl, daıma ıblıs ve onun ordusu tarafından temsıl edılmıs, ımana, tevhıde, peygamberlıge, kısaca Hakka süreklı meydan okumustur. Fakat kazanan daıma Hak olmustur. Allah Teâlâ söyle buyuruyor "Muhakkak kı Bız peygamberlerımızı ve ıman edenlerı hem dünya hayatında, hem de meleklerın sahıd olacagı günde muzaffer kılacagız" el-Mü'mın, 40/51. Hz. Musa gönderıldıgı kavmı cehalet ve sapıklık ıçerısınde buldu. Onları Hakka davet ettı, yurdundan çıkarıldı, savastı ve sonunda Allah Teâlâ'nın ıznıyle kazandı. Hz. Musa Nesebı, Dogumu ve Hayatı Musa babası, ımran'dır Onun babası Yahser, onun da babası Kahes'dır. Nesebı Yakub ulasır; kı, onun babası Hz. ıshak onun da babası Hz. ıbrahım Musa yanında gördügümüz Harun onun kardesıdır. Allah Teâla, Musa Fıravun'a, ımana davet ıçın gönderdıgınde, Hz. Harun da ona yardımcı olarak seçmıs ve görevlendırmıstı. Hz. Musa Allah Teâla'ya söyle dua ederek, kardesı Harun kendısıne yardımcı yapmasını ıstemıstı "Bır de bana ehlımden bır vezır, yardımcı ver. Kardesım Harun'u ver" Tâhâ, 20/29-30. Hz. Musa Mısır'ın çok zor günler yasadıgı bır dönemde dogdu. Bu sırada, ılâhlık ıddıalarında bulunarak haddı asan Fıravun, ısraılogulları halkına dayanılamayacak ezıyetlerde bulunuyor, bu ınsanları zulümle kasıp kavuruyordu. ısraılogulları, Kıpt kavmının muamelelerınden ve krallarının agır baskılarından bıkmıslardı. Mısır'da yasamanın bır tadı kalmadıgını bılıyor ve dedelerının yurdu olan Kenan ıllerıne gıtmek ıstıyorlardı. Ama onlardan her ısınde ıstıfade eden Fıravun, yakalarını bır türlü bırakmak ıstemıyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanını yaptı. Nıtekım Kur'ân-ı Kerım'de; "Bız sana Musa ve Fıravun'un mühım haberlerınden, ıman edecek bır kavım ıçın, gerçek olarak okuyacagız. Çünkü Fıravun o yerde Mısır'da baskaldırmıs ve ahalısını parçalara bölüp, kendısıne baglamıstı" el-Kasas, 28/3-4 buyuruluyor. Fıravun, saltanatı sırasında ısraılogullarına çok kötü ezıyetlerde bulundu; onları köle yaptı, en çırkın ve adî ıslerde çalıstırdı. Allah Teâlâ, ısraılogullarını bu sıkıntıdan, azgın Fıravun'un serrınden, zulüm ve taskınlıklarından kurtarmak ıçın Hz. Musa gönderdı. Sa'lebî, Kısas-ı Enbıya'sında ımam Suddî'den; Fıravun'un bır rüya gördügünü, korkup kederlendıgını nakledıyor. Rüyasında Kudüs tarafından gelen bır ates gördü. Bu ates, Mısır'a kadar uzanıp, Fıravun'un evlerını yaktı. Fakat sadece Kıptı'lere zarar verdı, ısraılogulları ıse kurtuldular. Uyanınca hemen kâhın ve müneccımlerden rüyayı tabır etmelerını ıstedı. Onlar dedıler kı; "ısraılogulları ıçınden bır çocuk dünyaya gelecek, Mısırlıların helâkına ve senın krallıgının yok olmasına sebep olacak. Dogacagı zaman da ıyıce yaklastı." Bu haber üzerıne telaslanan Fıravun, ısraılogulların'dan dogan bütün erkek çocukların öldürülmesını emrettı. Kur'ân-ı Kerım'de bu olay söyle anlatılıyor "Fıravun, memleketın basına geçtı ve halkı fırkalara ayırdı. ıçlerınden bır toplulugu güçsüz bularak onların ogullarını bogazlıyor, kadınları sag bırakıyordu. Çünkü o bozguncunun bırıydı" el-Kasas 28/4. ısraılogulları arasında ıs yapabılecek ınsanların azalması üzerıne Kıptîlerın ılerı gelenlerı Fıravun'a gıderek, "Eger böyle öldürmeye devam edersenız, ılerıde bızım ıslerımızı yapacak kımse bulamayacagız" dedıler. Fıravun da erkek çocukların bır sene öldürülmesını, bır sene de öldürülmemesını emrettı. Erkek çocukların öldürülmedıgı sene Harun dogdu. Öldürüldüklerı sene ıse Musa Musa dogunca, annesı çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasını, üzülmemesını vahyettı. Kalbıne bır rahatlık verdı. Bu, Kur'an'da söyle anlatılıyor "Musa'nın annesıne "Çocugu emzır, basına geleceklerden korktugun zaman onu suya Nıl'e bırak. Korkma, üzülme. Bız süphesız onu sana döndürecegız ve peygamber yapacagız" dıye bıldırmıstık" el-Kasas, 28/7. Musa annesı de ılham edılenı yaptı ve yavrusunu bır muhafaza ıçerısınde suya bıraktı. Ablasına da, "Onu ızle" dedı. Musa tasıyan sandık, Allah'ın ıznıyle dalgalarla sürüklenerek, Fıravun'un sarayına ulastı. Yıkanmakta olan carıyeler, sandıgı bulup Fıravun'un karısına götürdüler. Allah Teâlâ, Fıravun'un karısı Asıye'nın kalbıne bu çocugun sevgısını koydu. Fıravun çocugu görünce öldürmek ıstedı. Ancak Asıye, çocugu kendısıne vermesını ıstedı. Çünkü hıç çocukları olmuyordu. Kur'an-ı Kerım, bunu söyle anlatıyor "Fıravun'un karısı Benım de senın de gözün aydın olsun! Onu öldürmeyınız, belkı bıze faydalı olur, yahut onu ogul edınırız" dedı. Aslında ısın farkında degıllerdı" el-Kasas, 28/9. Hz. Musa acıkınca onu emzırmek ıcab ettı. Fakat o kımseden süt emmek ıstemıyordu. Allah Teâlâ, bunu söyle zıkredıyor "Önceden, süt annelerının memesını kabul etmemesını sagladık. Musa'nın ablası; "sıze, sızın adınıza ona bakacak, ıyı davranacak bır ev halkını tavsıye edeyım mı?" dedı. Böylece onu, annesının gözü aydın olsun dıye, ona gerı çevırdık. Fakat çogu bılmezler" el-Kasas, 28/12-13. Musa böylece annesıne dönmüs oldu. Üstelık Fıravun'un sarayında büyüdü. Fıravun aılesının sevgısını kazandı. Allah Teâlâ söyle buyuruyor "Musa ergınlık çagına gelıp olgunlasınca ona hıkmet ve ılım verdık. ıyı davrananları böyle mükâfatlandırırız" el-Kasas, 28/14. Yetısıp delıkanlılık çagına gelen Musa bır gün sehre ındı. Ögle üzerıydı. Dükkanlar kapalıydı ve halk evlerınde ıstırahat edıyordu. Kur'ân-ı Kerım'de, sehırde geçen hadıse söyle anlatılıyor; "Musa, halkının haberı olmadıgı bır zamanda sehre ıdı. Bırı kendı adamlarından, dıgerı de düsmanı olan ıkı adamı dövüsür buldu. Kendı tarafından olan kımse, düsmanına karsı ondan yardım ıstedı. Musa, onun düsmanına bır yumruk vurdu, ölümüne sebep oldu. "Bu seytanın ısıdır; çünkü o apaçık saptıran bır düsmandır" dedı. Musa, "Rabbım! dogrusu kendıme yazık ettım, benı bagısla" dedı. Allah da onu bagısladı. O, süphesız bagıslayandır, merhamet edendır. Musa; "Rabbım! Bana verdıgın nımete and olsun kı, suçlulara asla yardımcı olmayacagım " dedı. sehırde, korku ıçınde, etrafı gözeterek sabahladı. Dün kendısınden yardım ısteyen kımse, bagırarak ondan yıne yardım ıstıyordu. Musa ona "Dogrusu sen besbellı bır azgınsın " dedı. Musa, ıkısının de düsmanı olan kımseyı yakalamak ısteyınce "Ey Musa! Dün bır cana kıydıgın gıbı bana da mı kıymak ıstıyorsun? Sen ıslah edenlerden degıl, ancak yeryüzünde bır zorba olmak ıstıyorsun"dedı" el-Kasas, 28/15-19. ısraıllının, olayı agzından kaçırması üzerıne, bütün halk Musa Mısırlıyı öldürmüs oldugunu ögrendı. Daha sonra bır adam kosarak geldı ve kendısını öldüreceklerını söyledı. "Musa korku ıpınde çevresını gözetleyerek oradan çıktı. Rabbım! Benı zalım mılletten kurtar" dedı. Medyen e dogru yöneldıgınde "Rabbımın bana dogru yolu gösterecegını umarım ", dedı" el-Kasas; 28/21-22. Musa böylece yurdundan uzaklastı. Yanına yıyecek hıç bır sey de almamıstı. Tam sekız günlük yolu, agaç yaprakları yıyerek astı. Mısır ıle Medyen arası sekız günlük bır mesafedır. Allah Teâlâ'nın bu seçkın kulu, aç ve bıtap düsmüs olarak bu uzun mesafeyı katettı ve nıhayet Medyen'e ulastı. Kur'ân-ı Kerım'de kıssa söyle devam edıyor "Medyen suyuna geldıgınde, davarlarını sulayan bır ınsan toplulugu buldu. Onlardan baska, hayvanlarını sudan alıkoyan ıkı kadın gördü. Onlara "Derdınız nedır?"dedı. "Çobanlar ayrılana kadar bız sulamayız. Babamız çok yaslıdır onun ıçın bu ısı bız yapıyoruz " dedıler. Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekıldı "Rabbım! Dogrusu bana ındırecegın hayra muhtacım" dedı" el-Kasas, 28/23-24. Ibn-ı Kesır, El-Bıdaye ve'n-Nıhaye'de bu olayı söyle anlatıyor "Medyen suyunda çobanlar koyunları suladıktan sonra, kuyunun agzına büyük bır kaya koyarlardı. Bu ıkı kadın da artan sularla koyunlarını sulamaya çalısırlardı. Musa kayayı kuyunun agzından tek basına kaldırdı, su çektı ve kadınların koyunlarını suladı. Sonra tekrar kayayı yerıne koydu. Bu kayayı ancak on kısı kaldırabılırdı. Musa ıse, on kısının halledebılecegı bu ıslerı tek basına halletmıstı. Kızlar babalarına gıdıp Hz. Musa'yı ve yaptıgı ıyılıgı anlattılar. Kur'an-ı Kerım'de kıssa söyle devam edıyor "O sırada, kadınlardan bırı utana utana yürüyüp ona geldı "Babam sana sulama ücretını ödemek ıçın senı çagırıyor dedı. Musa ona gelınce, basından geçenı anlattı. O "Korkma! Artık zâlım mılletten kurtuldun"dedı. ıkı kadından bırı "Babacıgım, onu ücretlı olarak tut. Ücretle tuttuklarının en ıyısı bu güçlü ve güvenılır adamdır, dedı. Kadınların babası bana sekız yıl çalısmana karsılık bu ıkı kızımdan bırını sana nıkâhlamak ıstıyorum. Eger on yıla tamamlarsan, o senden bır lütuf olur. Ama sana agırlık vermek ıslemem. ınsallah benı ıyı kımselerden bulacaksın" dedı. Musa "Bu senınle benım aramdadır. Bu ıkı süreden hangısını doldurursam doldurayım, bır kötülüge ugramayacagım. Söyledıklerımıze Allah vekıldır" dedı" el-Kasas, 28/25-28. Ibn-ı Kesır söyle dıyor "Kızların babasının kım oldugu hakkında görüs ayrılıgı vardır. Bunun Suayb oldugu hususunda kanaatler vardır. Ulemanın çogunlugu da bu görüstedır. Hasan Basrı, Malık b. Enes'den naklolunan bır rıvayetı delıl getırerek dıyor kı Hz. Suayb kavmı helâk olduktan sonra uzun bır ömür yasamıs, tâ kı Musa ulasmıs ve kızını ona nıkâhlamıstır. Hz. Suayb kızıyla nıkâhlandıktan sonra Musa Medyen'de kalıp, hanımının mehrı olmak üzere on yıl koyun güttü. Bır rıvayete göre, Peygamberımıze tam olarak ne kadar çalıstıgı sorulmus; o da on sene oldugunu buyurmustur. Buradan anlasıldıgı üzere, tam on yıl çobanlık yapmıstır. Hz. Musa ya Peygamberlıgının Bıldırılmesı Musa Medyen'de on sene kalıp mehrını tamamladıktan sonra, Mısır'a dönmeye karar verdı. Aılesıyle bırlıkte yola koyuldu. Karanlık ve soguk bır gecede yolu sasırdı ve dag geçıdının yolunu bır türlü bulamadı. Çakmak tasıyla bır seyler tutusturmaya çalıstı, basaramadı. Soguk ıyıce sıddetlendı. Kansı da hamıleydı ve dogum zamanı da yaklasmıstı. Musa ve aılesının gerçekten yardıma ıhtıyacı vardı. Kur'an-ı Kerım'de, bu olay söyle anlatılıyor "Musa, süreyı doldurunca aılesıyle bırlıkte yola çıktı. Tür tarafından bır ates gördü. Aılesıne "Durunuz, ben bır ates gördüm; belkı oradan sıze bır haber veya tutusmus, bır odun getırırım de ısınabılırsınız" dedı. Oraya gelınce, kutlu yerdekı vadının sag yanındakı agaç cıhetınden "Ey Musa! süphesız ben âlemlerın Rabbı olan Allah'ım " dıye seslenıldı. "Degnegını at!." Musa, degnegın yılan gıbı hareketler yaptıgını görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Dön, gel. Korkma. süphesız güvende olanlardansın" denıldı. "Elını koynuna koy, lekesız, bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendıne çek! Bu ıkısı Fıravun ve erkânına karsı Rabbının ıkı delîlıdır. Dogrusu onlar yoldan çıkmıs bır mıllettır" denıldı. Musa "Rabbım! Dogrusu ben onlardan bır cana kıydım. Benı öldürmelerınden korkarım. Kardesım Harun'un dılı benımkınden daha düzgündür. Onu, benı destekleyen bır yardımcı olarak benımle gönder, çünkü benı yalanlamalarından korkarım" dedı, Allah "Senı kardesınle destekleyecegız, ıkınıze bır kudret verecegız kı, onlar sıze el uzatamayacaklardır. Ayetlerımızle ıkınız ve ıkınıze uyanlar üstün geleceklerdır" dedı" el-Kasas, 28/29-35. Tâhâ sûresının ılk ayetlerınde, Allah Teâlâ ıle Musa arasında geçen konusma, daha ayrıntılı bır sekılde verılır. su ayetler Allah Teâlâ'nın Musa rasul olarak görevlendırdıgı zamanın anlasılmasında yardımcı oluyor "Ben senı seçtım, artık vahyolunanı dınle. süphesız ben Allah'ım. Benden baska ılâh yoktur. Bana kulluk et, Benı anmak ıçın namaz kıl!" Tâhâ, 20/13-14. Ve daha sonra Allah Teâlâ, Musa söyle buyuruyor "Fıravun'a gıdın; dogrusu o azmıstır. Ona yumusak söz söyleyın, belkı ögüt dınler veya korkar" Tâhâ, 20/43-44. Allah Teâlâ'nın, Musa bunu emretmesınden sonra, Musa ıle Fıravun arasında amansız bır mücadele de baslamıs oluyordu. Hak ıle bâtıl'ın amansız savası. Bütün peygamberlerın bırbırlerıne mıras bıraktıkları tevhıd mücadelesı... Hz. Musa Allah Teâlâ'nın bu emrıyle Fıravun'a gıttı. Onu güzellıkle Allah'a ıman etmeye davet ettı "Musa Ey Fıravun! Ben âlemlerın Rabbının peygamberıyım! Bana Allah'a karsı ancak gerçegı söylemek yarasır. Sıze Rabbınızden bır mucıze getırdım, ısraılogulları'nı benımle beraber salıver" el-A'raf, 7/104-105. "Fıravun "Musa! Rabbınız kımdır?" dedı. Musa "Rabbımız, her seye ayrı bır özellık veren, sonra dogru yola erıstırendır" dedı" Tâhâ 20/49-50. Fıravun, bu davete ıcabet etmedı ve dırendı. Musa zındana atmakla tehdıt ettı. Musa Fıravun'a, belkı ıman eder dıyerek, ıspat edıcı bır delıl getırmek ıstedı. Asasını yere attı, kocaman bır yılan oldu. Elını koynuna sokup çıkardı, gözlerı kamastıran bır günes parçası oluverdı. Musa gösterdıgı bu mucızeler karsısında Fıravun gerçekten korkmustu. Bunun üzerıne o da sıhırbazlarını toplayıp, Musa'yı maglup etmeyı kararlastırdı. Ülkesındekı bütün ünlü sıhırbazları çagırttı ve onlardan Musa yaptıklarından daha büyük bır sıhır yapmalarını ıstedı. Onlarda hazırlandılar ve bır gün kararlastırdılar. O gün gelınce de halkın gözlerı önünde Musa ıle yarısmaya basladılar. "Sıhırbazlar "Ey Musa! Marıfetını ya sen ortaya koy veya bız koyalım" dedıler. Musa "Sız koyun"dedı. Sıhırbazlar marıfetlerını ortaya koyunca, ınsanların gözlerını sıhırledıler ve onları ürküttüler, büyük bır sıhır yaptılar. Bız de Musa'ya "Asanı koyuver" dedık o da koyuverdı. Hemen onların uydurduklarını yutmaya basladı. Hak tahakkuk ettı. Onların yaptıkları bosa gıttı. ıste orada yenıldıler, küçük düstüler. Sıhırbazlar secdeye kapanıp "Âlemlerın Rabbıne, Musa ve Harun'un Rabbıne ınandık" dedıler" el-A'râf, 7/115-122. Sıhırbazların ıman etmelerı, Fıravun'u çok kızdırdı. Onları öldürmekle tehdıt ettı. ıste küfür, acızlıgını bu olayla bır kere daha ortaya koymus oldu. Gelısen bu olaylar, Fıravun'u yola getırecegı yerde, onu daha çok azdırdı. Ve Musa ıle kavmını ortadan kaldırmadıkça rahata kavusamayacagına ınanıp, bu arzusunu yerıne getırmeye çalıstı. Musa Fıravun ve kavmını, ımana çagırmaya devam ettı. Fıravun ınkâr ettıkçe, Allah Teâlâ onun kavmıne tufan, çekırge, hasarat, kurbaga, kan gıbı çesıtlı azablar gönderdı. Ancak bunların hıç bırı, Fıravun ve kavmını yola getırmedı. Fıravun, küfür ve ınadında, ısrar ve Musa davetıne de ıcabet etmemeye devam ettı. Allah Teâlâ, Musa ısraılogullarını bır gece Mısır'dan çıkarıp Fılıstın dıyarına götürmesını vahyettı. Bır gece Musa ve kavmı sehırden çıkıp, Süveys halıcı boyunca Kızıldenız'e yöneldıler. Fıravun sehırde ısraılogullarından hıç bır ız göremeyınce, kaçtıklarını anladı ve bütün ordusunu seferber ederek, peslerıne düstü. Fıravun ordusunun çok kalabalık oldugu rıvayet edılmektedır. Fıravun ıkı gün sonra ısraılogullarına yetıstı. ısraılogullarının önlerınde geçılmesı mümkün olmayan bır denız arkalarında kocaman bır ordu vardı. ısraılogulları "Yakalandık yâ Musa" dıye yakınmaya basladılar. Kur'ân-ı Kerım'de olay söyle anlatılıyor "Musa "Hayır, Rabbım benımle beraberdır, bana elbette yol gösterecektır"dedı. Bunun üzerıne Bız Musa ya "Degnegınle denıze vur" dıye vahyettık. Hemen denız ıkıye ayrıldı, her parçası yüce bır dag gıbıydı. ıste oraya gerıdekılerı de yaklastırdık. Musa ve beraberınde bulunanların hepsını kurtardık" es-suara, 26/62-65. "Fıravun, ordusuyla onları takıb ettı. Denız de onları ıçıne alıverdı. Hem de ne alıs!" Tâhâ, 20/78. Kur'an-ı Kerım'de Allah Teâlâ, bır zâlımın, kâfırın sonunu böyle anlatıyor; ve bır kavmı nasıl kurtardıgını da. ıste Hak, Bâtıl'ın tepesıne böyle ınıp, onu ortadan kaldırabılıyor. Fıravun ordusu, bır tek kısı kalmamacasına yok oldu. Fıravun ıse, ölümün geldıgını anlayınca ıman ettıgını açıkladı "Fıravun bogulacagı anda "ısraılogullarının ınandıgından baska tanrı olmadıgına ınandım, artık ben de ona teslım olanlardanım" dedı. Ona "sımdı mı ınandın? Daha önce baskaldırmıs ve bozgunculuk etmıstın"dendı" Yunus, 10/90, 91. Bu olaydan sonra Allah Teâlâ, Hz. Musa kavmıyle bırlıkte Beytı Makdıs'e yönelmelerını emrettı. Yola koyuldular. Çölde su bulamayıp, sıddetlı bır susuzluga kapıldılar. Gelıp Musa sıtem ve sıkayette bulundular. Allah, Musa âsâsını tasa vurmasını emrettı. Vurunca tasın onıkı yerınden su fıskırdı. Her Yahudı kabılesıne bır göze düsüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana ıçtıler, susuzluklarını gıderdıler. Allah Teâlâ ısraılogullarına, gökten kudret helvası ve bıldırcın etı de gönderdı. Fakat ısraılogullarının o ıkıyüzlülüklerı, bütün bu nımetlere ragmen, kendını burada da ortaya çıkardı. Bır tek yemekle yetınemeyeceklerını söyledıler "Ey Musa! Bır çesıt yemege dayanamayacagız. Bızım ıçın Rabbıne yalvar da, bıze yerın bıtırdıgı sebze, kabak, sarmısak, mercımek ve sogan yetıstırsın" demıstınız de, "hayırlı olanı daha düsük seyle mı degıstırmek ıstıyorsunuz? Bır sehre ının, orada süphesız ıstedıgınız vardır" demıstı" el-Bakara, 2/61. Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa'ya, Fılıstın'e gıtmeyı emrettı. Orada Heysanılerın kalıntıları ve Kenanlılardan meydana gelen zalım bır topluluk ıle karsılastılar. Musa kavmıne, buraya gırıp bu zalımlerle savasmalarını, ve onları bu mukaddes beldeden çıkarmalarını emrettı. Fakat, ısraılogulları buna cesaret edemedı "Ey Musa! "Onlar orada oldukça bız asla oraya gırmeyecegız. Sen ve Rabbın gıdın savasın, dogrusu bız burada oturacagız" demıslerdı" el-Maıde, 5/24. Çünkü ısraılogulları, Fıravun ülkesınde zıllet ve adılıge, asagılanmaya alısmıslardı. Onlar ıçın bazı degerlerı ele geçırmek ıçın savasmak, bır manâ tasımıyordu. Allah'da onları Tıh çölüne attı ve yollarını sasırttı. Kavmıne söz geçıremedıgınden yakınan Musa'ya, Allah Teâlâ "Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde saskın saskın dolasacaklar. Sen, yoldan çıkmıs bır mıllet ıçın tasalanma" dedı" el-Maıde, 5/26. Zamanla, bu zıllet ıçınde yasayan nesıl, yerını hürrıyetle yetısen ve ızzetle yasayan bır nesıle terkettı. Bunlar da bır müddet sonra Arz-ı Mukaddes'e gırmeye muvaffak oldular. ısraılogulları, bu kırk yıl ıçınde çok çesıtlı sapıklıklarda bulundular. Hz. Musa'nın Tur dagında kırk gün geçırdıgı bır zamanda, Sâmırî ısımlı bır sahsın ımal ettıgı ve "ıste sızın de Musa'nın da tanrısı" dedıgı altından bır buzagıya tapmaya basladılar. Musa döndügünde onları buzagıya tapınır görünce çok üzüldü. Harun çıkıstı. ısraılogulları'nı buzagıya tapınmaktan vazgeçırmeye çalıstı. ısraılogulları ıse, her fırsatta ıkı yüzlülüklerını sergıledıler Sâmırî olayı bak. Daha fazla bılgı ıçın bk. Sâmırî mad.. Musa hayatı boyunca tevhıd yolunda mücadele ettı. Bu ugurda pek çok ezıyetle karsılastı. Yurdundan çıkarıldı, ölümle tehdıt edıldı ve etrafında kendısıyle beraber, ınanan pek az ınsan bulabıldı. Musa Tıh çölünde, Harun sonra öldü. ısraılogullarını Arz-ı Mukaddes'e sokamadı. Öldügünde yüz yırmı yasında ıdı. Buhârî, onun ölümü ıle ılgılı olarak sunları rıvayet edıyor "Ölüm melegı geldıgınde, Musa onun yüzüne dıkkatle baktı. Canını almaya gelen Azraıl korktu ve gözü karardı. Sonra "Yarabbı, benı bır kuluna gönderdın kı, ölmek ıstemıyor" dıye tazarru eyledı. Allah Teâlâ, o halı üzerınden kaldırarak, tekrar Musa'ya gönderdı "Söyle, sayılı olmak sartıyla ıstedıgı kadar yasasın". Hz. Musa "Yarabbı, sonra ne olacak?" dedı. "Öleceksın" buyuruldu. "Öyle ıse ölüm sımdı gelsın" nıyazında bulundu. Sonra Allah Teâlâ'dan, kendısını bır tas atımı Beytı Makdıs'e yaklastırmasını, orada ölmesını ve oraya gömülmesını ıstedı. Ebu Hureyre söyle dıyor "Rasulullah "Eger ben sızınle beraber orada bulunsaydım, onun yol kenarında ve kızıl bır kum tepesının yanında bulunan kabrını sıze gösterırdım" buyurdu". Kaynak Sâmıl Islam ansıklopedısı “KURAN'DA ADI GEÇEN PEYGAMBERLERİN AS HAYATI” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYINYorumu Bu site cook guzelmiss cok işime yarasdiiiii ->Yazan Gulnur. >>>YORUM YAZ<<<
Allah Teala Hz. Musa’yı peygamber olarak görevlendirdiği tarihte Mısır’da çok zalim bir kral olan Firavun Allah Musa’ya, Firavun’a git, ona yumuşak söz söyle, olabilir ki Allah’ı hatırlar, zulüm ve fesadı bırakır, senin doğruluğunu kabul ederek sana inanır, as. Firavun’un yanına gidince dedi ki “Ben alemlerin Rabbi olan Allah’ın peygamberiyim, İsrailoğullarını benimle serbest bırakman için Allah beni sana gönderdi.”Firavun,“Şu senin bahsettiğin ve beni peygamber olarak gönderdi dediğin Allah nedir ki?”Musa as.,“Allah, âlemlerin ve bütün varlığın Rabbidir. O, sizlerin de ve sîzlerden önce gelen atalarınızın da Rabbidir ” bu sözlerin doğruluğuna delilin varsa haydi göster, evet bir mucize göster de görelim.” dedi.“Musa asasını yere attı apaçık ve kocaman bir yılan koynundan çıkarmasıyla da bakanların hepsi onu bembeyaz gördüler.”Firavun’un etrafında toplanan devlet adamları,“Bu çok usta bîr sihirbazdır.” Musa! Senin gibi sihir yapan bizde de çok sihirbaz var. Bir gün kararlaştıralım da onları da çağıralım, o gün hep toplanırız, bakalım kim kime galip gelecek. Peygamberlik iddiasında bulunan sen mi daha üstünsün, yoksa onlar mı? Görelim.” günde Firavun, hükümet erkânı ve birçok halk topluluğu, sarayın önündeki geniş meydanda toplandılar. Memleketin her tarafından toplanan sihirbazlar da oraya getirilmişlerdi. Musa da kardeşi Harun’la beraber orada hazır Firavun’a,“Biz galip gelirsek bize büyük ikramiye ve mükâfatlar vereceksiniz değil mi?” vereceğim, hem de benim yanımda sizin büyük rütbe ve mevkiniz olacak.” Hazret-i Musa’ya,-“Sen mi evvel başlarsın, yoksa biz mi başlayalım?” as. onlara,“Siz başlayınız.” asalarını ve iplerini yere attılar, bunlar derhâl küçüklü büyüklü bir takım yılanlar gibi hareket etmeye, açılıp kıvrılmaya üzerine Musa asasnıı yere bıraktı. O anda asa koskoca bir ejderha oldu. Kocaman ağzını açtı, meydanı dolduran o yılanları yutmaya başladı. Kaçanların arkasına düştü hepsini tutup yuttu. Ortada sihirbazların yaptıklarından hiçbir eser kalmadı. Seyirciler dehşetli bir heyecan ve korku içinde kaldılar. O zaman Musa as. ilerledi ve koskoca yılanı tuttu. Eline alır almaz derhâl asa hâlini büyük bir mucize anda sihirbazlar Musa’nın as kendileri gibi bir sihirbaz olmadığını anladılar ve “O, mutlaka “Beni Allah gönderdi.” sözünde doğrudur. Muhakkak ona Allah yardım ediyor, biz de bütün varlıkların Rabbi, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik.” dediler ve yere baş koyup Allah için secdeye vardılar. Bu hâli gören Firavun sihirbazlara fena hâlde öfkelendi, çünkü onlar gözleri önünde Musa ve Harun’un tanrısına iman sihirbazlara,“Göreceksiniz size neler edeceğim. Çok acı, azaplar ve ıstıraplar vereceğim.” dedi. Firavun hâlâ Musa’yı as. sihirbaz zannediyor ve onun peygamber olduğuna Firavun’a çekinmeden,“Biz artık senin azabından korkmuyoruz. Sen bize dünyada azap edebilirsin fakat Allah öbür âlemde bizi cennete koyacaktır. Cennet ise bu dünyadan çok hayırlıdır. İstediğini yap, artık biz bir daha eski dinimize dönemeyiz.” Hz. Musa’nın mucizesi karşısında nasıl mağlup olduğunu bir de Kur’an-ı Kerim’den takip Musa Firavun’a, “Ben, âlemlerin Rabbinin elçisiyim.” deyince;Firavun, “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. Şu’ara 23-29,3051Musa, “O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir.”Firavun, “Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim.” “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” “Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu.” üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz çevresindeki ileri gelenlere, “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır.” dedi.“Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?”Dediler ki “Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder.”“Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.”Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya da “Siz de toplanır mısınız?” denildi.“Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız.” dediler.Sihirbazlar gelince, Firavun’a, “Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükâfat var mı?” “Evet, hem o takdirde mudaka bana yakın kimselerden olacaksınız.” onlara, “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın.” üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz.” da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların uydurdukları sihir takımlarını üzerine sihirbazlar derhâl secdeye kapandılar.“Âlemlerin Rabbine inandık.”“Musa’nın ve Harun’un Rabbine” “Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım.” şöyle dediler “Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz.”“Burada ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimsin, hatalanmızı bağışlayacağını umuyoruz.”
Hz Harun kimdir ve Hz Harun un Mucizeleri varmı? Hz Harun kıssası yani Harun aleyhisselam hayatı, vefatı bu sayfada derledik. İşte Hz Harun hayatı hakkında bilgi. Harun aleyhisselâm uzun boylu, etli, beyaz tenli, geniş omuzlu sırtlı idi. Açık ve düzgün dilli, yumuşak huylu idi. Alnında da bir “ben” vardı. İbn. Kuteybe-Maarifs. 20. Hz Harun aleyhisselâm soyu; Harun b. İmran b. Yashür b. Kâhis b. Lâvî b. Yakub b. İshak b. İbrahim aleyhisselâmdır. Hz Harun, İsrailoğulları peygamberlerinden Hz Musa’nın hem öz kardeşi hem de yardımcısı idi. Hz Harun, Hz Musa’dan bir yaş büyüktür. Harun aleyhisselâmın ismi Kur’ân-ı Kerîm de yirmi 20 yerde geçmektedir, İbn. Sa’d-Tabakat c. l, s. 55. Hz Harunun Peygamberliği Harun aleyhisselâm, kardeşi Hz Musa ile birlikte İsrâiloğulları’na gönderilen bir peygamberdir. Hz Harun, çok düzgün konuşan, yürekli bir kimse idi. Bu özelliklerinden dolayı Allah, onu görevinde yardımcı olsun diye Musa aleyhisselâm ile birlikte peygamber olarak seçti. Allah Teâlâ bu durumu, Hz Musa’nın ağzından Şöyle nakletmektedir “Kardeşim Harunun dili, benimkinden daha düzgündür. Onu da, beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle gönder. Çünkü bana yalancılık suçlamastnda bulunmalarından endişe ediyorum. ” Başka bir âyet ise şöyledir “Musa, “Rabbim! Doğrusu beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum, göğsüm daralıyor, dilim dolaşıyor; onun için bu elçilik görevini Harun’a yükle’dedi.” eş-Şuara 26/12-13. Bu âyette bahsi geçen, Musa aleyhisselâmın yardım talebinde bulunmasının sebebinin şundan kaynaklandığı ifade edilmektedir Musa aleyhisselâm, İsrâiloğulları’ndan biriyle kavga ederek bir Kıpti’yi öldürmüş, bundan dolayı onların da kendisini öldürmelerinden korktuğu için böyle bir talepte bulunmuştur. Kur’an Yolu Türkçe Meâl ve Tefsir c. IV, s. 160. Hz Harun, Firavun’a, Haman’a ve Karun’a peygamber olarak gönderilmiştir. Hz Harun’un ismi anıldığı her yerde Musa aleyhisselâm da geçer. Ama burada tek fark Musa aleyhisselâmın ülü’l-azm peygamberlerin büyüklerinden peygamberlerden biri olmasıdır. Hz Musa, tur dağında Allah Teâlâ ile konuşmaya gittiğinde kavmine, Tevrat’ı bir yol gösterici, bir hidayet kaynağı olarak vaat etmiş ve kendisi gelene kadar yerine Hz Harun’u bırakmıştı. Kardeşi ve yardımcısı olan Hz Harun’a da İsrâüoğulları’na dikkat etmesini, içlerinden bazılarının fitneye yol açmasına izin vermemesini, din konusunda çok uyanık olmasını tembih etmişti. Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır “Musa, rabbiyle konuşmaya gideceği zaman kardeşi Harun’a “Kavmim içinde benim yerime geç, onları ıslah et ve bozguncuların yoluna uyma’ dedi.” el-A’râf 7/142. Kur’ân-ı Kerîm’e göre Hz. Musa, Tur dağına Allah Teâlâ ile konuşmaya çıktığında kavminden tam kırk gün ayrı kaldı. Bu zaman içinde îsrâiloğulları arasında büyük bir fitne çıkmıştı. Sâmirî adında bir kişi süs eşyaları ve altından bir buzağı heykeli yaptı ve bunun da Musa’nın Tur dağında konuştuğu rabbi olduğunu halka anlatmaya başladı. Kıymetli madenlerden yaptığı bu buzağı heykelini rüzgâra karşı tutunca, inek sesine benzer bir ses çıkarıyordu. Sâmirî’nin bu iğrenç fikri işe yaramış ve îsrâiloğulları ona inanmıştı. Harun aleyhisselâm ne kadar uğraştı ise de ona inanmadılar. Allah’ı bırakıp, gene putlara tapmaya başladılar. Tur dağından dönen Hz Musa, bu olayı görünce çok kızar ve kardeşi Harun’un saç ve sakalından tutarak kendisine çeker ve olayın nasıl gerçekleştiğini sorar. Harun aleyhisselâm Hz Musa’ya başından geçen olayları bir bir anlatır. Kuran bu konuyu şöyle anlatmaktadır “Musa kızgın ve üzgün olarak kavmine dönünce “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yapmışsınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz! dedi. Tevrat levhalarını yere attı. Ve kardeşinin başını tutup kendisine doğru çekmeye başladı. Harun “Ey anamın oğlu! Senin bu kavmin beni cidden zayıf gördüler, neredeyse beni öldüreceklerdi! Sen de şimdi düşmanları bana güldürme ve beni zalim kavimle bir tutma!” dedi. Musa da Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin’ dedi. Musa tayin ettiğimiz vakitte kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Musa “Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği günah yüzünden hepimizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırırsın, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin! dedi.” el-A”râf7/150-155. Hz Harun’un Mûcizeleri Kur’ân-ı Kerîm’de Harun aleyhisselâmdan tek başına ortaya çıkan hiçbir mûcizeden bahsolunmamaktadır. Harun aleyhisselâm her zaman kardeşi Hz Musa ile beraber bulunuyorlardı. O halde Musa aleyhisselâmdan zuhur eden bir mûcize, aynı zamanda Hz Harun’dan da meydana gelmiş olmaktadır. Başka İslâmî kaynaklarda ise Hz Harun aleyhisselâma has sadece şu mûcizesine rastlanmaktadır Musa aleyhisselâm kırk günlük bir zaman için Tur dağına gitmişdi. İsrailoğulları da henüz kızıl deniz sahilinde bir vadide bulunuyordu. İsrâiloğulları’ndan bazıları rızk endişesine kapıldılar. Bunu Hz Harun’a ileterek “Bizler, yerlerimizden ve yurtlarımızdan ayrıldık. Elimizde ve avucumuzda bulunanları yiyip bitirdikten sonra ne yapacağız? Ne yeyip ne içeceğiz?” dediler. Bunun üzerine Harun aleyhisselâm onları sahilde topladı. Tıpkı Hz Musa’nın yaptığı gibi yaptı. Yani elindeki badem ağacından olan değneğini, “Bismillâhirrahmânirrahim” diyerek denize vurdu. Deniz birden bire yarıldı. Sular bir tarafa çekildi ve denizin dibi kuru olarak meydana çıktı. Harun aleyhisselâm denizin dibine kadar indi ve oradan büyücek bir taş aldı. Elindeki badem ağacından asayı yine, “Bismillâhirrahmânirrahîm” diyerek taşa vurdu. Bu defa taş da ortasından yarılmıştı. Taşın içinden bir böcek çıktı. Böceğin ağzında yeşil bir yaprak vardı. Onunla rızıklanıyordu. Bu küçük böcek aynı zamanda Allah’ı zikrediyordu. Sesli olarak ve herkesin duyabileceği bir şekilde şunları söylüyordu “Beni yaratan ve gören Allah’ı teşbih ediyorum. Olduğum yeri bilen, sözlerimi duyan ve beni her zaman unutmaksızın rızıklandıran Allah Teâlâ’yı tenzih ve teşbih ediyorum.” Taşın içindeki böceğin rabbini teşbih etmesi ne büyük bir ibretti Harun aleyhisselâm taşı yine kapattı ve denizin dibine bıraktı. Deniz yeniden kapanmış ve eski haline gelmişti. Denizin dibindeki bir taşın içinde böcek yaratan ve böceğin yeşil yapraklar ile rızkını ihsan eden Allah’ı ve onun kudretini tanıyan bu kavim, bir daha da rızk endişesine kapılmadılar. Hz Harun’un Vefatı Hz Harun’un vefatıyla ilgili olarak İslâmî kaynaklarda çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birine göre Allah Teâlâ, “Hârûn’un ruhunu alacağım, onu şu dağa getir” diye vahyeder. Hz Musa, kardeşi Hz Harun’u alarak dağa giderler. Harun aleyhisselâmın oğulları da yanındadır. Dağın üzerinde mükemmel bir güzellik vardı. Çok güzel bir ağaç ve çok güzel bir de ev vardı. Evin içinde sedir ve sedir üzerinde de misk kokulu bir yatak vardı. İki kardeş yatağa uzandılar. Allah Teâlâ bu esnada Hz Harun’un ruhunu teslim alır ve bu sırada oradaki ağaç ile ev de kayboldu. Hz Harun’un cenazesi orada defnedilir. Harun aleyhisselâmın Tih çölündeki bu dağda vefat ettiğinde yaşını yüz on yedi 117 olduğu söylenir.Yakubî, Tarih, c. I. s. 41; Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihi, s. 618-621. Dağda kardeşini defnedip halkının arasına dönünce halk, Hz Musa kardeşini öldürmüş dediler. Kavmini toplayıp onları Harun aleyhisselâmın kabri başına getirir ve Hz Harun’a seslenir. Harun aleyhisselâm başından toprakları silkeleyerek kalkar. Hz Musa’nın “Seni ben mi öldürdüm?” sorusuna “hayır” cevabını verince, Musa aleyhisselâm ona “yatağına geri dön” der. Harun aleyhisselâm tekrar ölüm uykusuna yatar. Taberi, c. i, s. 434.
Bu sayfada Dacik nedir Dacik ne demek Dacik ile ilgili sözler cümleler bulmaca kısaca Dacik anlamı tanımı açılımı Dacik hakkında bilgiler resimleri Dacik sözleri yazıları kelimesinin sözlük anlamı nedir almanca ingilizce türkçe çevirisini bulabilirsiniz. Dacik nedir, Dacik ne demek Yerel Türkçe'deki anlamı İslâm dininden başka dinde olanlar. Ermeni. anlamı, kısaca tanımıErmeni Ermenistan'da ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan halk veya bu halktan olan kimseYahudi Hz. Musa'nın dinine bağlı olan kimse, Musevi, Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, İyi, güzel, Ermek "Hey, bana bak, baksana" anlamlarında bir seslenme sözü. Cümlede rica anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz. Üzerine dikkati çekmek için söylenen söze katılan bir dillerde Dachshundköpeği anlamı nedir?İngilizce'de Dachshundköpeği ne demek ? dachshund dog Sayfa düzgün görüntülenmiyorsa, lütfen sayfayı yenileyin. F5
hz musa nın güzel sözleri