🦈 Hangi Dağın Ceylanıdır Bu Ceylan
OssiMüzik'ten Umut Akyıldız / Hangi Devirdeyiz albümünü inceleyin. Türk pop müziğinin altın çağı artık CD üzerinde günümüze ulaşıyor. Ossi Müzik - Umut Akyıldız / Hangi Devirdeyiz videosunu izle
Haberdar GYY/ Gazeteci/ Journalist/ Turkey/ Canada https://t.co/bk4GvZvsvv
Haber 7 - Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, Kars’taki yüzey araştırmaları sırasında M.Ö. 3000-2000 yılları arası Türk kültürüne ait olduğu düşünülen kaya resimleri ile kurgan tipi
Bukitapçığın Türkçe uyarlaması, WWF-Türkiye tarafından yürütülen ‘Turnalar Hep Uçsun’ projesi kapsamında Brisa’nın desteğiyle hazırlanmıştır. Çeviri ve tasarım uygulama: Tuğba Can Uyarlama: Tuğba Can, Meltem Ceylan Alibeyoğlu, Kerem Ali Boyla, Nilüfer Araç Düzelti: Tuğba Uğur
TARIMTV PROGRAMI: “VETERİNER HEKİMLİĞİ TARİHİ, MEVCUT DURUMU VE FAKÜLTEMİZ HAKKINDA BİLGİLENDİRME”. Tarım TV de 30 Haziran 2022 tarihinde yayınlan Programda Fakültemiz Dekanı Prof.Dr. Ender Yarsan Ülkemizde ve Dünyada Veteriner Hekimliği Eğitim Öğretiminin Tarihçesi, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinin Genel
HangiDağın Ardındasın Sevdiğim. Related Videos. 3:32. ஐ( TÜRKÜZ TÜRKÜ DİNLERİZ) ஐ İnsanlık bu helal olsun size. ஐ( TÜRKÜZ TÜRKÜ DİNLERİZ
ŞarkıcıAdı: Özcan Deniz Şarkı Adı: Vurdular Ceylanı Elleri tetikte avcı peşinde Yatırdılar yere körpe yaşında Ak babalar dolanıyor başında Hangi dağın ceylanıdır bu ceylan Yar avcılar yaylasından indirmiş Kovalamış,bir kenarda sindirmiş Kurşunlamış acımadan öldürmüş Hangi dağın ceylanıdır bu ceylan Hangi dağın yavrusudur bu ceylan
A Kralın bu emrini duyan prens hemen kardeşinin yanı-na gitmiş. B) Anne ceylan, yavrularının bir saldırıya uğramasından korktuğu için daima tetiktedir. C) Ordunun nereye gideceği kimse tarafından bilinmi-yormuş. D) Bu olağanüstü varlıkların hangi zamanda karada da yaşayabilme özelliği kazandığı belli değil.
Bukadar uzak mıydı Git git bitmiyor yol Görünmüyor dağın ardı. Oysa bilmem kaç yıl Bu yollardan yürünmüş Şimdi sanki bir masal Bu dilsiz dağ ve taş Nerde saklar kuşları Hangi gizle sarmaş dolaş. Anlamak zor susuşları. (Ahmet Telli) (Kaynak:Edebiyat Terimleri Sözlüğü- Murat AKINCI)
Sihamı Kaza'dan. Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek. Kande sen kande nigehbani-i alem a köpek. Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun. Bir senin gibideni cehl-i mücessem a köpek. Ne gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman. Hey yazuk hey ne musibet bu ne matem aköpek. Ne ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun.
AslıHanın ceylanıdır, bu ceylan. Serim kurban olsun yari görene, Aslı Hanın ceylanıdır, bu ceylan. 72. Kerem, ceylana bu şiiri okuyunca, çoban sopayı aldı geldi. Keremi yıkmak için sopayla vurdu; atın kulağının dibine değdi. At yıkıldı, Kerem yıkıldı. (Çoban) onu öldürmek için atm üstüne bindi.
TopSongs By Ali Nursani. Bağırıyom Duymuyorlar Ali Nursani. Saklayın Resmimi Ali Nursani. Ben Bu Aşkın Çilesini Ali Nursani. Yabancı Ali Nursani. Oğul Ali Nursani. Ağlatma Gelem Gelem Ali Nursani. Yüce Dağ Başına Kar Yağmış Gibi Ali Nursani. Kalemin Vicdana Gelip Ali Nursani.
iVQuOX. Doğa Koruma ve Milli Parklar Hatay Şubesi Kırıkhan Şefi Nuri Akın, nesli tükenme tehlikesi altındaki gazella gazella’ türü dağ ceylanlarının 2009’da 150 civarında olan sayısının, 10 yılda 925’e ulaştığını ifade etti. Hatay’daki Kırıkhan ve Kumlu ilçeleri arasındaki Suriye sınırı bölgesinde gözlemlenen ve 2018’de 757’ye ulaşan dağ ceylanı sayısının, yaklaşık yüzde 22’lik artışla 2019 sonu itibarıyla 925’e ulaştığını tespit ettiklerini belirten Akın, dağ ceylanların yaşam alanı olan yaklaşık 13 bin hektarlık arazinin geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’ ilan edilmesinin bu sayının artmasına ciddi katkı sunacağını ifade etti. Doğa Koruma ve Milli Parklar Hatay Şubesi Kırıkhan Şefi Nuri Akın, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatıyla her yıl bölgede envanter çalışması yapıldığını belirterek, alınan önlemlerle dağ ceylanı sayısında her geçen yıl artış tespit edildiğini dile getirdi. Türün çoğalması amacıyla kurulan Hatay Dağ Ceylanı Üretim Merkezi’nde yetkililerin 24 saat görev aldığını belirten Akın, ekiplerin gazella gazella’ neslinin devamı için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda avcılığın yasak olduğunu, avlananlara ciddi cezai işlemler uygulandığını anımsattı.
"Bir aşkın geri dönüşüdür kalp yorgunluğu. İnsanın ruhunu yorar aklını yorar ömrünü yorar." Yudum... Umutsuz bir azabın en derin ıstırabını yaşıyordu adam. Kulaklarında sürekli aynı cümle beynine acı çektiriyor kalbinde ki gözü kararmış kini kazıyarak atıyordu."Ben sana ihanet etmedim."Tek bir cümlenin her harfi Giray Bozkurt'u ölümün eşiğine getiriyordu. Adam harf harf özür kusuyordu da duyanı olmuyordu. Zaten karısına yaşattığı şey bir özürle geçmeyecek kadar büyüktü. Ömründe böyle bir acı yaşadığını hatırlamıyordu. Kendi kalbiyle sevdasının katili olmuştu. Yüreğinde ağır bir depremin yıkıntısı vardı. Genç bir adam masum bir kadının kalbinin altında kalmıştı. Gecesi gündüzüne girmişti artık. Giray karısının geri dönmeme ihtimaliyle çıldırıyordu. Kalbi bunu kaldırmazdı. İki gündür serseri bir mayın gibi dolaşıyordu etrafta. Gitti hiçbir terminal ve havalimanı güvenlik kamerasında karısını görememişti. Kayıtlarda karısı yoktu. Adam ellerinin arasındaki direksiyonu daha fazla sıktı. Eklemleri beyazlarken aracı yamaçta durdurdu. Boğazındaki yumru bir türlü geçmiyordu. Giray titreyen bedenini zapt etmeye çalıştı. Araçtan inip dağ evinin önüne geldiğinde tahta kapıya elini uzattı. Attığı her adımda gözlerinin önüne bir anı geliyor kulakları karısının neşeli kahkahalarıyla sağır oluyordu. Bu ev çok büyük bir aşka şahitlik etmişti. Çok büyük bir ihanetin birinci dereceden tanığıydı. Adam kadının aşkına ihanet etmişti. Kalbine ihanet etmişti. İki günde adamın göz pınarları kurumuştu. Artık yüreği ağlıyordu elleri ağlıyordu. Tüm azaları göz yaşlarında boğuluyordu. Evin tahta kapısı gıcırdayarak açıldığında bir adım attı içeriye. Gözlerinin önüne önce sobanın yanında kıvrılmış bir genç kız geldi. Sonra o görüntüyü bir sürü anı takip etti. Yüreğinde kapanmayan bir yara açılmıştı. Adam elleriyle yüzünü sıvazlayıp içeri girdiğinde karısı ile birlikte yattıkları döşeğe çöktü. Hiçbir şey değişmemişti. Soba aynı yerinde duruyordu. Kurumuş ve dökülmüş otlar etrafa saçılmıştı. Evin her yerinde toz vardı. Giray döşeğin yanında ki küçük beşiğe baktı. Nergis bu küçük yer beşiğinde sallamıştı oğlunu. Onda uyutmuştu. Beşiğin içinde ki beyaz yün battaniyeyi eline aldı. Köşesinde ki Umut Ali işlemesini görünce dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. Yerinden hızlıca kalkıp yüklüğe gitti. Aşağısında ki çekmeceleri açtığında Umut Ali'nin kıyafetlerini gördü. Sonra eline küçük parçalara ayrılmış bezler geldi. Karısının kıyafetleri ile kendi kıyafetleri ikinci çekmecedeydi. Giray gözünden süzülen yaşla birlikte aldı Nergis'in her daim ot toplamaya giderken giydiği yeşil oduncu gömleğini. Hala her yer karısı gibi yerde Nergis vardı. Çekmeceleri kapatıp yüklüğü açtığında önüne iki zarf düştü. Bu iki zarf koca bir aşkın katiliydi işte. Giray yere düşen paraları toplayıp tek bir zarfın içine koydu. Aracına gelip oğlunun battaniyesini karısının gömleğini ve zarfı ön koltuğa koyduktan sonra bahçeyi gezmeye başladı. Tüm ektikleri sebze ve meyveler kurumuştu. Susuzluk onları öldürürken Giray'ı da karısının yokluğu öldürüyordu. Ellerini güllerin yapraklarında gezdirirken arkasında duyduğu sesle geri döndü."Giray Nergis nerede?"Fevzi ve Nadan'ın kendisine baktığını görünce acı bir tebessüm gelip kondu adamın dudaklarına. Dudakları bile sevmiyordu bu cümleyi. Çaresizce başını kaldırdı adam."Gitti."Sessiz bir acı gelip hiç gitmeyen diğer acılarının yanına konuverdi. Gitmişti gerçekten de kadın. Karısı onu terk etmişti. Ardında kırık dökük bir vicdan azabı bırakmıştı. "İsabet olmuş."Giray Fevzi'nin eşine baktı acıyla. Haklıydı kadın. "Sen çekip gittiğinde onu toparlayamadık. Her gün göz yaşı döktü. Geleceğine inandı o. Tüm ahali gelmeyeceğini söylesek de o geleceğine inandı. Kapıda her dakika canı giden bi kuş gibi bekledi seni. Ama ne sen geldin ne de bir gün göz yaşı dökmeden durdu. Oğlun nasıl doğdu biliyor musun?"Giray sessizce yutkunduğunda Nadan sinirle güldü."Tabi bilemezsin. Bırakıp gittiğin karının dokuz ay boyunca ne çektiğini bilemezsin! Senin karın aşerdiği hiçbir şeyi yiyemedi. Neden biliyor musun? Çünkü yanında kocası yoktu. Senin karın hamileyken üç battaniye örterdi üzerine. Senin karın karnında bebeği ile çatı onarmak zorunda kaldı. Senin karın her gün bu kahrolası yolu inip çıkmak zorunda kaldı. Senin karın gebe haliyle odun toplamak zorunda kaldı. Elimizden geleni yapmamıza rağmen onu bu işleri yapmaktan alıkoyamadık. Tabi gecenin bir körü aniden delinen tavanı tek başına kalan karın onarmak zorundaydı. Çünkü bu aptal evden çıkmak istemedi. Neymiş efendim anıları varmış. Senin karın tam on yedi saat bebeğinin doğmasıyla uğraştı. On yedi saat ne demek biliyor musun? Seni bir tabureye bağlayıp tam on yedi saat elektrik versek yine onun çektiği acıya denk gelmez. Koca bir beş saat bu evde tek başına doğum sancısı çekti. Biz geldiğimizde yüzü kan ter içinde kalmıştı. Sıkı sıkı yapışmıştı döşeğe. Çığlıklarını saymıyorum bile. Sonra onu alıp götürdük ama doktora yetiştiremedik. Doğumu başladı. Nergis'e köyün ebesi doğum yaptırdı. Senin evladın köylünün çocuklarının kıyafetlerini giydi. Senin evladın marangoz Hasan'ın yaptığı beşikte uyudu.""Nadan tamam yeter."Nadan kocasına döndü ve acıyla dudaklarını kıvırdı. Sesi çatallaşmıştı."Senin karın senden daha cesurdu!"Giray duyduğu her bir cümleyle acının ateşinde kavrulurken elleri yumruk oldu. Haklıydı Nadan. Nergis ondan daha cesurdu. "Nergis her şeyi bana yazdığında ilk başta sana konduramadım. Giray enişte yapmaz öyle şey dedim. Kuruşuna dokunmadı o paranın. Kendi üç kuruşunu bahçesinde ki mahsulü manav Kemal amcaya satarak kazandı."Adam boğazındaki yumrunun büyümesine engel olamıyordu. "Oğluna nasıl baktı biliyor musun?"Giray daha fazlasını duymak istemiyordu. Çünkü Nadan'ın her cümlesi adamı çıkılmaz bir sokağa sürüklüyordu."Doğar doğmaz bebek bezi bağlandı Umut Ali'ye. Ama çocukta alerji yapınca kendi çarşaftan yaptığı bezlerle oğlunun altını bağladı. Her akşam kirlenen bezleri yıkayıp asardı. O kadının yaşadığı acıya rağmen sütü nasıl kesilmedi bilmiyorum. Oduna Umut Alı'yı sırtına bağlayıp da çıkardı. Bebeği olduğu için günde üç sefer yapardı taşımak için."Adam nefes alamıyordu artık. Ciğerleri yanıyordu. Kalbinde binlerce bıçak yarası vardı. Ruhu delik deşik olmuştu söylenen her sözle."Sen yokken en azından mutluydu o! Yalnızdı ama mutluydu. Gelip küçücük bir kızın hayatını, hayallerini mahvettin. Hep gitmenden korkardı. Ve korktuğu oldu!"Giray gözünden süzülen yaşları hızlıca silip sessizce yutkundu. Fevzi karısına uyaran bir bakış attığında Nadan tekrar ağzını açtı."Ne yaptın onu götürüp de söylesene! O aptal Çıngıraklı oğlunu kaçırdığında Nergis aklını yitirdi. Sen ne yaptın o kadına söyle! Ne yaptın da her şeye rağmen sen geldiğin an seni affedip kollarına sarılacak olan kadını kaçırdın söylesene!"Giray bir şey söylemedi. Kelimeler sessizce intihar etti dilinde. Çünkü hiçbir lügatte yaptığının açıklaması yoktu. Tam arabasına doğru bir adım atacaktı ki yanağında hissettiği tokatla dişlerini sıktı. Genç kadın sonunda dayanamamıştı."Nergis'i terk edip gittiğin içindi!"Adam bir şey diyemedi. Fevzi karısını kendi arkasına çekerken Giray'ın karşısına geçti."Kardeşim kusura bakma..""Hak ettiğim bunu Fevzi."Giray hızlıca arabasına atladığında yanında ki zarfa ilişti gözleri. Aracın camını indirip Fevzi'ye gel işareti yaptı. Zarfı ona uzattığında acıyla aralandı dudakları."Bize huzur getirmedi ama size mutluluk getirsin.""Olmaz Giray. Bunu kabul edemeyiz.""Nergis için. En azından ahali de ihtiyacı olanlara paylaştırırsınız."Fevzi derin bir nefes alıp zarfı avuçlarının arasına sıkıştırdı."Nergis için."Giray başını sallayıp aracını çalıştırdı. İstanbul'da ki evine geldiğinde Cavidan Hanım karşıladı onu. Adam elinde ki bebek battaniyesini ve karısının gömleğini alıp yukarı çıktı. Üzerini değiştirmeden yatağa uzandı. İki kıymetli hazine vardı yanında. Şimdilik onlarla idare etmeliydi. Gözleri kapanırken acıyla inledi. Ruhu kendine lanetler yağdırıyordu. Yaşadığı acının tarifi yoktu. ...............Nergis oğlunu uyuttuktan sonra iki gündür kaldığı evde ki sessizliği dinlemeye başladı. Kadının can damarlarında büyük bir acı vardı. Yüreğini yaptığı hizmet yakmıyordu. Onu yakıp kavuran şey kocasının güvensizliğiydi. Elindeki çerçeveye baktı hüzünle. Konuşmaya alışamadığı için hala beden dilini kullanıyordu. Genç kadını acısından çıkaran şey kapının zili oldu. Kaşları istemsizce çatılırken ağır adımlarla holü geçti ve dürbüne baktı. Genç bir kız görünce yavaşça kapıyı araladı."Merhaba."Nergis başını salladı gülümseyerek."Ben üst komşunuz Fatma İrem. İki gündür hastanede nöbetçiydim. Yeni birinin taşındığını öğrenince çok sevindim. Koca binada yalnız kalmadığım için mutluyum."Nergis tekrar genç kıza gülümsediğinde karşısındakinin garip bakışlarına maruz kaldı."Ah pardon. İçeri geçmek ister misiniz?""Yok rahatsızlık vermeyeyim ama akşam bana çaya gelebilirsiniz.""Teşekkür ederim ama.""İtiraz kabul etmiyorum. Gerçekten.""Peki. Geleceğiz.""Sevindim."Genç kız ayağında ki terlikleri şaklatarak yukarı çıktığında Nergis kapıyı kapattı. Odaya geçip kendini koltuğa attığında derin bir nefes aldı. Buna alışmalıydı. Artık yeni bir hayatı, komşuları ve geleceği vardı. Derin bir nefes alırken aklındaki düşünceyi uygulamaya koymaya karar verdi. En kısa zamanda bir iş bulup Önder Bey'e yük olmaktan vazgeçmeliydi. Eskisi gibi hayata yeniden tutunmalıydı. .................Giray kapının sesiyle gözlerini araladı. Saatlerdir uyuyordu. Kendisi köye gideceği için araştırmayı Mehmet'e devretmişti. Bir anda yataktan fırlayıp aşağıya indi. Gelen Mehmet'se iyi haberlerle gelmeliydi. Yoksa gerçekten adam akıl sağlığını yitirecekti. Adam hole geldiğinde içeri hışımla giren Ateş Mirzan'ı gördü. Adam tek bir hedefe odaklanmıştı. Giray daha ne olduğunu anlamadan çenesine yediği yumrukla yere serildi. Gerçekten karşılık vermek dahi istemiyordu. Ateş burada onu evire çevire dövse ve öldürse umurunda değildi. Belki yüreğinde ki acı hafiflerdi o zaman. İkinci bir darbe bekledi ama gelmeyince ayağa kalktı."Benden daha aptal biri var mı diye düşünürdüm hep. Varmış meğersem."Giray acıyla güldü. En doğru tabirdi aptallık. Yaptıklarını başka bir kelime açıklamıyordu. "Ne halt yemeye konuşamayan bir kızı yargılamadan cezalandırırsın.""Sende yapmıştın!""Sen benim hayatımla mı kıyaslıyorsun kendini. Babanı kaybettin mi? Kız kardeşini yıllarca koma halinde gördün mü?""YETER!"Evin içinde bir anda Giray'ın sesi patladı."GİTTİ İŞTE! YAPTIĞIM APTALLIĞIN SONU BU! KARIM OĞLUMLA BİRLİKTE ÇEKİP GİTTİ!""O ZAMAN GİT ONU BUL VE AFFETİR KENDİNİ."Genç adam alayla güldü."İki gündür bakmadığımız yer kalmadı! Kaybettirdi izini! Annem ve babam biliyor onlarda canlarını alsam yine söylemezler!""O kadını bulacaksın Giray Bozkurt!""Emredersin Ateş Mirzan!"Giray dişlerini sıktığında açık kapıdan içeri Mehmet girdi. Bakışları umutsuzdu. Adam sinirle ayağını yere vurdu."Maalesef Giray. Aramalar sonuçsuz."Genç adamın dudaklarında acılı bir tebessüm belirdi."O bi Dağ Ceylan'ı. İstediğinde saklanmasını iyi bilir."Giray ayaklarını sürüyerek yukarı çıktı ve tekrar kendini yatağa attı. Mehmet Ateş'e baktı ümitsizce."Önder Amca ve Cemile Teyze ile konuştum. Nuh diyorlar peygamber demiyorlar. Çok inatlar bu konuda.""İşi çok zor.""Aşklar hep zordur."Mehmet ve Ateş evden çıkarken Giray kendini son kez uykuya teslim etti. Son kez sarıldı karısı kokan gömleğe. Başarabilirdi bunu! İş sadece dağ ceylanını saklandığı yerde bulmaktı................."Ay seni yerim ben. Sen ne şeker şeysin. Senin yanaklarını ısırırım ama. Bıcırık seni."Nergis gülümseyerek eve girdiğinden beri oğluyla oynayan Fatma İrem'e baktı. "Ay annesi çok şeker bu.""Teşekkür ederim.""Aman nazar değmesin."Nergis önünde ki çaydan bir yudum içmişti ki yarım saat önce geldiği evde yankılanan kapı sesiyle bakışlarını kaldırdı."ALLAH ALLAH kim ki bu saatte."Genç kız kucağında ki bebeği annesine verip kapıya açtığında karşısında gördüğü kişiyle küçük bir çığlık attı."ABİİİİ!" Fatma İrem sıkı sıkı abisine sarılıp onu içeri aldı. Genç adam şaşkınlıkla misafire ve kucağında ki bebeğe bakıyordu."Hemen tanıştırayım sizi. Abim Kartal. Abilerin bir tanesi bu da yeni komşum Nergis ve oğlu Umut Ali."Nergis başını sallamakla yetindi. Kartal sakince yanlarına gelip küçük çocuğun başını okşadı."Memnun oldum."Kartal karşısındaki kadından zar zor çekti bakışlarını ve kardeşine döndü."Eee küçük hanım bize çay koy mu?""Hemen koyuyorum ağabeycim."Fatma İrem beş dakika sonra elinde kurabiye tabağı ve çayla içeri girdi. Ortam oldukça sessizdi. Umut Alinin başı annesinin göğsüne düşmüştü. Nergis gülümseyerek ayağa kalktı."Ben artık müsaade isteyeyim. Umut Ali'yi yatırmam gerek."Kartal ayağa kalkıp kız kardeşi ile birlikte misafiri yolcu etmek için kapıya gitti. Fatma İrem yeni komşusunu öperken Umut Ali'nin de başına bir öpücük bıraktı. Kartal'sa analiz yapıyordu. Bebeği vardı ama yüzüğü yoktu. Kafasını kurcalayan şey bir türlü gitmiyordu ama zamanı vardı. Her şeyi öğrenirdi. Fatma İrem kapıyı kapatıp ağabeyine döndü."Eee komutanım hayırdır seni hangi rüzgar attı buraya.""Tayin rüzgarı kardeşim. Artık birlikteyiz."Genç kız neşeyle abisine sarıldı. Üç yıldır istediği şey sonunda olmuştu. Ailesi de buna çok sevinecekti. İkisi mutlulukla içeri geçerken Nergis evine inip oğlunu yatırmıştı bile. Eline aldığı çerçeve ile uykuya dalarken zamanın ne getireceğini hiç kimse bilmiyordu. ...............Merhaba millet. ☺ Nasılsınız? Hmm ben iyiyim şükür. Şu iki gündür çok misafirimiz vardı. Yayla şenliklerinden dolayı gerek yatılı gerekse yemekte bir sürü misafir ağırladık. O yüzden bölüm geç geldi. Hakkınızı helal edin. Bölümün gecikmesini anlayışla karşılayan tüm okurlara çok teşekkür ediyorum iyi ki varsınız. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum ama doğal olarak bizde insanız bazen bazı şeyler oluyor ve istenilen istenildiği zamanda olmuyor. Bölümlerin arası çok mu uzun oluyor ve siz hikayeyi unutuyor musunuz? Yani bu gerçekten beni çok üzer. Ama elimden geleni de yapıyorum yani başka ne yapabilirim bilmiyorum. Çok fazla bilgisayar başında vakit geçirmem bana baş ağrısı ve mide bulantısı olarak geri dönüyor. Gönül ister ki her gün bölüm ekleyeyim ama olmuyor işte. Benimde kendimce bir hayatım var. Hani yaz tatili olunca insan tadını çıkarmak istiyor Sonuçta Eylül de yeniden bir okul maratonuna başlayacağım. ☹ Şu an için elimden gelenin en iyisi bu. Yani birinin kalbini kırdıysak ya da canını sıktıysak özür dilerim. Hepiniz ALLAH'a emanet yudum... Kübra ☺
1526 Haber Kaynağı DHA Batan motoryattaki kayıp olan 3 kişiden tekne sahibi Ali Doğan Çayırlıoğlu'nun 55 cansız bedeni tekneden çıkartıldı. Diğer kayıp olan Mert Ali Ağdemir 15 ile Safia Aytaç Ağdemir'i 40 ise arama kurtarma çalışmaları sürüyor" dedi. Hatay'ın Kırıkhan İlçesi'ndeki Suriye sınırında yaşayan ve türü tehdit altında bulunan Hatay dağ ceylanlarının Gazella gazella yaşam alanına çimento fabrikası kurulacağı iddia edildi. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Hatay Şubesi Başkanı Abdullah Öğünç, Türkiye'de sadece Hatay'a olan dağ ceylanlarının yaşam alanına yapılması planlanan çimento fabrikasının, bölgedeki birçok türü tehdit ettiğini söyledi. Çevre ve Şehircilik Hatay İl Müdürlüğü'nün resmi internet sayfasında bölgeye kurulması düşünülen çimento fabrikasının ÇED raporunun yayınlandığını belirten Öğünç, bölgede kente özgü Hatay dağ ceylanı, kayalık gerbili, çizgili sırtlan, saz kedisi, Hatay kertenkelesi gibi birçok önemli türün adının raporunda yer almadığını ileri sürdü. Bölgeye bir fabrika yapılması durumunda el değmemiş doğal ortam ve Hatay'a özgü bu türlerin yaşamlarının tehdit altında olduğunu sözlerine ekleyen Öğünç, yetkilileri raporu bir kez daha gözden geçirmeye davet etti. Öğünç, "Hatay'ın Kumlu ilçesi, Akpınar Köyü Mevkiinde yapılması planlanan Aym Çimento Fabrikası için istenen ÇED raporu bakanlık tarafından olumlu bulunmuştur. Dernek olarak ÇED raporu üzerinde yaptığımız incelemeye göre proje sahası içinde 56 bitki türü, 17 sürüngen türü, 39 kuş türü, 17 memeli türü listelenmiş bulunmaktadır. Bölgeden elde ettiğimiz sonuçlarla ÇED raporunda sunulan sonuçları karşılaştırdığımızda canlı gruplarının tür listelerinin oldukça eksik ve hatalı olduğunu görmekteyiz. Bölgenin en önemli hayvan türü Hatay dağ ceylanı olmasına rağmen bu türün ÇED raporunda adı dahi geçmemektedir"dedi. Aym Çimento Genel Müdürü Fethi Keskin ise bölge için olumlu ÇED raporu alındığını belirterek, "ÇED raporu alındığına göre bir sorun yok. Eğer o bölge yaşam alanı olsaydı zaten bu rapor olumlu olmazdı, bölgede yaşayan canlıların yaşam alanlarına müdahale olmayacak, Kurum olarak her zaman doğanın korunmasına ve çevreye zarar vermemeye önem veren bir kuruluşuz, eğer bir sıkıntı varsa bu konuda çevrecilerle görüşme yapmaya açığız" diye konuştu. hatay dağ ceylanı haber
Bir varmış, bir yokmuş... Bir vakitler, herkeslerin türlü savaşlardan sonra terkettiği bir viran şehrin yanında, bir dağ varmış... Bahar geldiğinde, eteklerine dağılmış binlerce kocayemiş, ıhlamur, amber ve mersin ağaçlarından yayılan baş döndürücü koku, tüm şehri tütsülermiş...Bu yüzden halk, Buhur Dağı ismini vermiş ona eskiden... Dağ onca ağacına, çiçeğine, suyuna, taşına rağmen çok yalnızmış... Gün geceye durduğunda, gökyüzüne bakar, gördüğü her yıldıza bir türkü söylermiş... Efkarından pınarları ağlar, toprağı sızım sızım sızlarmış... İstermiş ki rüyaları gerçek olsun, gönlüne göre bir yareni olsun, koynunda uyuyup koynunda uyansın, dağ daha bir dağ olsun, sevda daha bir sevda olsun. Yine öyle gecelerden bir gece, kaldırmış başını göğe, haykırıyormuş türküsünü ki; birden, bir hışırtı duymuş... Bakmış ki güzeller güzeli kınalı bir ceylan durur karşısında... Durur da öylece süzer nazlı gözlerini ona doğru...Buhur Dağı'nın kalbine kor ateşler düşmüş, heyecanla sarsılmış gövdesi...Dile gelmiş de seslenmiş bir bakışta vurulduğu Kınalı Ceylan'a... "İşte nicedir beklediğim, nicedir düşlediğim yarim geldi, umudum, ışığım, sevincim geldi, hoş geldi... Yaklaş maralım, daha da yaklaş ki yakından göreyim güzelliğini." Ceylan ürkek, ceylan telaşlı, ardına bile bakmadan, seke seke gözden kaybolmuş sessizce... Sinmiş uzaktaki bir ağacın gölgesine, derdini dillendirmiş kendince "Sesini duydum uzak diyarlardan, yaktığın türkülerde anlattığın bendim koca dağ, Buhur Dağı!... Sesine sevdalandım da buldum seni, yüreğine sevdalandım da sevdim seni. Ne var ki ben bir yaralı ceylan, sana ne hayrım olur ki, sana verecek neyim var ki. Geldim, gördüm, bildim seni...Fakat benim daha gidecek yolum, çekecek çilem var." Rüzgarlar Kınalı Ceylan'ın sedasını taşıdığında Buhur Dağı'na, kara bulutlar çökmüş zirvesine... Dağ öfkeli, dağ kırgın, adeta kükrer gibi söylemiş meramını "Duydum seni kınalım, duydum da duymasına, hem kendini gösterir hem de neden kaçarsın? Her gece seni söyledim ezgilerimde, seni yazdım gökyüzüne. Uçan kuşun kanadında, çağlayan nehirlerin nefesinde, tan yerinde şavkıyan seherlerde, yağmurların buğusunda aradım izini. Önce bana görün, sonra bırak git diye mi? Hemen şimdi dönesin bana geri, ya da ilelebet kanasın yaran; öyle ki kımıldayamayasın, öyle ki bir yudum su içmeye kalkamayasın çöküp kaldığın yerden!" Ceylanın küçücük yüreği burkulmuş acıyla... Korka korka dağın hışmından, seslenmiş ona titreyen sesiyle "Nedir bu hiddetin, feryadın? Nedir bu halden sual etmez gazabın?... 'Zaman' dedikleri bir ilaç varmış, ben daha yollara düşüp onu bulacağım, yaramı onunla sarıp bekleyeceğim iyileşmeyi... Sende kalırsam şu halimle; sana acıdan, tasadan başka bir şey veremem. Sen bir yüce dağsın, sabır taşlarıyla döşeli bayırların... Beni sen de anlamazsan, kimler anlasın?" Dağ küsmüş, ceylan boynu bükük; vurmuş kendini yollara... Bağrında Buhur Dağı'nın hasreti, vuslata ömrü yetsin diye dualar ederek Yaradan'ına, gözden kaybolup, gitmiş uzaklara... Buhur Dağı fısıldamış ardından " Bekleyeceğim seni maralım, taşım üstünde taş kalmayıncaya, toprağımda tek bir ot bitmeyinceye değin..." Ay güneşi, güneş ayı kovalamış durmuş, mevsimler mevsimlere, yıllar yıllara kavuşmuş... Diyar diyar gezmiş ceylan, deva bildiği mahir zaman iyileştirirken yarasını, Buhur Dağı'nın içli sesi, gönlünün mabedinden bir an olsun silinmemiş... Kızıl kınalı başını semaya kaldırıp da sevdasının ve sevdalısının sırrına erdiği yalnız gecelerinde, her bir yıldızdan yüreğine yansıyan ışık, yarinin kendisine adadığı türkülerinin giziymiş... Masalcı tam da öyle bir anda, sesini verivermiş masala... "Gecedir; ayrı düşmüş sevgililerin elzemi hasretleri göğsünde emziren... Gecedir; tek yürekte iki taşkın nehir gibi coşan, ikiyi bir kılan, biri ikiye bölen sevdaların beşiği... Ömür denilen ise ahu gözlü ceylanın kirpiğinde kanat çırpması kadar bir kelebeğin... Ceylan fani, dağ fani... Geldi vakti saati... Düştü ceylan sevdasının, sevdalısının yollarına..." Günler birbiri ardına inci gibi dizilirken, hiç durmadan koşmuş ceylan... Ayaklarında dermanı kalmamış, acıkmış, susamış... Bir an olsun durmamış, Buhur Dağı'nın billur ırmaklarının suyuymuş susadığı, Buhur Dağı'nın kaynağıyla besleyip büyüttüğü ağaçların yemişleriymiş acıktığı... Derman, Buhur Dağı'nın koynundaymış. Birbirlerini gördükleri ilk andaki kadar ışıltılı ve sakin bir gece, Kınalı Ceylan varmış yarinin eteklerine... Nice soğuk iklimlerden sıcak iklimlere değin yolunu gözlediği ceylanını, gelişinden bilmiş Buhur Dağı... Seslenmiş usulca "Ey kınalım, ey güzeller güzeli ceylanım, döndün demek sonunda bana... İyileşti mi yaran? Buldun mu çareni; bir su damlası gibi akıp gittiğin, bir kum tanesi gibi savrulduğun yollarda? Senin gönlümü kasıp kavuran hasretin, ehramı oldu ağaçlarımın, çiçeklerimin; tohumlar bile çatlayamadan küle döndü toprağımda... Vardın geldin ama; şimdi benim sana verecek neyim var; susuzluğunu gidereceğin bir pınarım bile yok ki; kuruyup gitti hepsi, acıktıysan seni neyle doyurayım; sabır taşlarımda biten otlarla kanmazsın ki açlığına." Ceylan bitkin; tırmanırken dağın yamacına, devrilivermiş bedeni kurumuş dalların arasına, küçücük kınalı başını vurmuş kocaman bir taşa... Son mecaliyle konuşmaya çalışırken, şu kelimeler dökülmüş dilinden "Sar beni Buhur Dağı'm... Sar beni yazgım olan; canım tenimden çıkmadan beni sana kavuşturan sevdan ile... Toprağından kanıma aksın ölüm, kanımdan toprağına aksın dirim, hasretinle yaktığın çiçeğin, ağacın, kanımla hayat bulsun yeniden. Ben sana karışayım, sende son bulup, sende doğayım... Bak şu kızıl yıldız var ya; işte o benim yıldızımdır. Ona söyleyerek şimdi en güzel türkünü, kollarında uyut beni güzel sesinle..." Ve canını teslim etmiş ceylan oracıkta, nazlı gözleri kapanırken düşen iki damla yaş; yuvarlanıp dağın iyi yanına, iki ayrı ırmağa dönüşürken... Buhur Dağı, tüm acılardan da büyük bir acıyla öyle sarsılmış, öyle inlemiş ki, gökyüzü yırtılmış sesinden, şimşekler çakmış, simsiyah bir yıldırım düşmüş zirvesine; ikiye bölmüş koca dağı... O geceden sonra mevsim ne vakit bahara dönse, Buhur Dağı'nın ikiye ayrıldığı, Kınalı Ceylan'ın gözyaşlarından oluşan iki ırmağın kavuştuğu yerde kızıl bir gonca gül bitermiş. Açıp da yaprağını, kokusunu yele verdiğinde yıldızlı gecelerde; kimselerin duymadığı, kimselerin bilmediği bir türkü yankılanırmış o vadinin en kuytu yerinde... İlke ERSOY Yazılan Yorumlar Berat Yaşım 19 bir kız arkadaşım var geçmişte sorun yaşadığı için onu uyutmak için hep masal okurum genelde çocuk masalları fakat kralım sen bizi mest ettin, eline yüreğine sağlık. Ertuğrul Vural Hocam kalemine sağlık. Aşk acısı mı çektin yaw nedir. 32 yaşında adamım çocuğa değil kendime okudum. Kınalı ceylanına kavuşursun inşallah... Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşurmuş!!! Ahmet Oğlum çok beğendi ve çok duygulandı. Masal annesş Ne kadar edebi bir masal çocukları uyuttu beni mest etti osman harika bir üslüp ,harika bir tarz. ahengine kapılıyor insan. beğenmemek ne mümkün … devamını görmek dileğiyle yüreğine yaşar yörür çok güzeldi beğendim çok elif çok beğendim kızım için okudum bende seviyorum masalları uzun olduğu için kızım yarısında uyudu ama sonuna kadar okudum içinde birazda kendimi buldum yasamisliklerimisüperdi emeğine sağlık yazarın. ilke ersoy güzel hikaye İlke ersoy Güzel hikaye Elif Cok begendim kizim icin okudum bende seviyorum masallari uzun oldugu icin kizim yarisinda uyudu ama sonuna kadar okudum icinde birazda kendimi buldum yasanmisliklarimi superdi emegine saglik yazarinn yaşar yörür çok güzeldi beğendim çok Osman... Harika bir üslup, harika bir tarz. Ahengine kapılıyor insan. Beğenmemek ne mümkün... Devamını görmek dileğiyle yüreğine sağlık yazarımızın. aynur albayrak çok güzeldi kendim için okudum ben masalları çok seviyorum... bir masal yazarı Değişik ve guzel bir tarz. Ama çocuklarıma okurken anlamadılar. Keşke masalların başında hitap ettiği yaş grubu da yazılsa. misafir çok güzel masallar var tavsiye ederim arkadaşlara da okuursunuz Yazılan 15 yorum görüntüleniyor.
Şarkıya Göre A, B, C-Ç, D, E, F, G, H, I-İ, J, K, L, M, N, O-Ö, P, R, S, T, U-Ü, V, Y, Z... Şarkıcıya Göre A, B, C-Ç, D, E, F, G, H, I-İ, J, K, L, M, N, O-Ö, P, R, S, T, U-Ü, V, Y, Z... Elleri tetikte avcı peşindeYatırdılar yere körpe yaşındaAk babalar dolanıyor başındaHangi dağın ceylanıdır bu ceylanYar avcılar yaylasından indirmişKovalamış,bir kenarda sindirmişKurşunlamış acımadan öldürmüşHangi dağın ceylanıdır bu ceylanHangi dağın yavrusudur bu ceylan...Bedava MP3 Download, MP3 indir, Ücretsiz MP3, Dangerous MP3, Dangerous MP3 kelimeleriyle sitemize gelenler için uyarıdır. Sitemizde hiçbir MP3 bulunmamaktadır! Lütfen sanata ve sanatçıya saygı için korsan müziğe hayır! Internetten mp3 yüklemek yerine onların kaset ve cd'lerini alarak destek olalım.
hangi dağın ceylanıdır bu ceylan