🌈 Evli Kadının Zina Yapması Nikahı Düşer Mi
Zina Nedeniyle Boşanma Özel Boşanma Nedenidir. Türk Medeni Kanunu’nun 161 ile 165. maddeleri arasında özel boşanma sebepleri düzenlenmiştir. Buna göre kanunda belirtilen özel boşanma sebepleri şöyledir: Zina (TMK m. 161) Hayata Kast (TMK m. 162) Pek Kötü Davranış (TMK m. 162) Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162)
Hocam siz neye dayanarak böyle İslamla alakası olmayan cevaplar veriyorsunuz ..vallahi yalan söylüyorsunuz Allah’a iftira atıyorsunuz asil siz tövbe etmelisiniz bir kere aldatan kadının nikahı düşer ikincisi kocasının bunu bilmesi lazım ya affeder nikah tazeler yada onu boşar.Siz Allah’ın ve Resulünün ne dediğini söyleyin ..o kocaya yazık değil mi aldattığı adam
SORU D ğ nde sokakta, erkeklerin n nde oynayan evli kadının nikahı gider mi? CEVAP: Doğrudan nikah gitmez. Bu şekilde erkeklerin n nde oynamak, ister d ğ nde ister başka yerde olsun haramdır, b y k g nahtır. Buna nem vermezse, hafife alırsa imanı gider, imanı gittiği i in de nikahı gider. ***
Mahkemece davalı-davacı kadının en geç 01.03.2011 tarihli karşı dava dilekçesi tarihi itibariyle zina olgusunun öğrenilmiş olduğu, buna göre de, 30.01.2012 tarihli zina sebebine dayalı birleşen boşanma davasının 6 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı kabul edilmiş olmasına rağmen; davalı-davacı kadının
Zinaedenler evli iseler, doğrudan recmedilirler. Evli olmanın ölçüsü ise : Kişinin hür, âkil, baliğ ve Müslüman bulunması, hür bir kadınla sahih bir nikâhla evli olup onunla cinsel temasta bulunması gerekir. Aksi halde kendisine yüz değnek vurulur, recmedümez. Tabii âkil ya da baliğ değilse hadd kendiliğinden düşer.
Yanibazen istediğiniz gibi yalnızca bir cümleyi alıyorsunuz. Veya bana öyle geliyor. Fetvaşar kitabında " Baldızla zina sonucunda nikah düşer mi? " sorusuna cevap verilmiş. Ve evli biri zina yapınca direkt nikahı düşmez ki zaten. Erkeğin veya bayanın "boşol" kelimesini 3 kez tekrar etmesi gerekir.
A Fasit Evliliğin Tanımı: Meydana gelme (in'ikad) şartları tam olmakla birlikte sıhhat şartlarında eksiklik bulunan evliliğe "fasit evlilik." denir. Evlenme ehliyeti, icap ve kabul gibi ana unsurlardan birisi olmaksızın yapılan evlilik ise "batıl evlilik" adını alır. İbadetler konusunda fasit ve batıl terimleri eş anlamda
HATİPOĞLUNA “ZİNA YAPAN ERKEĞİN, DİNİ NİKAHI DÜŞER Mİ“ DİYE SORDULAR - Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu’na dün gece iftar programında zina ile merak edilen “Dini nikah düşer mi“ sorusu soruldu. Hatipoğlu, “Büyük günah ama nikah düşmez“ dedi. SonDakika.com 17 Temmuz 2014 Perşembe
Sonradan Hidayete Eren Kadının Kocası Gayrimüslim ise Nikahı Düşer mi? İslam’a yeni giren bir kadının kocası gayrimüslim ise nikahı düşer mi? Mecûsî ya da hiçbir ilâh tanımayan bir kadınla evli bulunan kocanın Müslüman olduktan sonra evliliğinin hükmü nedir? Kadın İslâm’a girip, kocası kâfir olarak kalırsa
Rüyadaevli kadının zina yapması durumu düzeltmek için elden gelen her şeyin yapılacağına, hayatın çok daha iyi noktalara geleceğine tabir olunur. Rüyada evli kadınla zina yeni bir dış görünüşe, yeni bir işe ve yeni bir hayata geçeceğine, zor zamanlar geçireceğine, etrafındaki insanlardan bir kısmı tarafından
İkrahın sınırı ile ilgili ilim ehlinin görüşleri farklılık göstermektedir. Ancak konunun genelinde; kişinin ölümle ciddi bir şekilde tehdit edilmesi, bir uzvun kesilmesi, kadınla zina ile tehdit edilmesi veya erkekle livat yapılacağına dair tehdit edilmesi vb. durumlar, ikrah olarak görülmektedir.
Zina eden erkek veya kadına ceza uygulanabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması gerekir. a) Zina eden erkeğin erginlik çağına ulaşmış olması gerekir. Ergin olmayan çocuğa had uygulanmaz. b) Zina edilen kadının da ergin veya kendisine cinsel istek duyulan bir yaşta olması gerekir. Küçük kız çocuğu ile zina
IhfCH. Haberler Polemik sevgili, nikah, cinsel ilişki, flört, imam nikahı, pınar dumlupınar, yusuf kavaklı, ihsan eliaçık, zina, günah ABONE OL Zina hakkında bilmedikleriniz... - 0825 Güncelleme - 1451 Bu hafta gündemi meşgul eden, toplumda zaman zaman çok tartışılan bir konu olan zinayı ele aldık. Zina nedir? Flört zina mıdır? İmam nikâhı zinaya çözüm mü? Tüm doğru bildiğimiz yanlışları ve bilinmeyenleri Eski İstanbul Müftü Yardımcısı Yusuf Kavaklı ve İslami yazar İhsan Eliaçık’a sorduk... PINAR DUMLUPINAR/ pdumlupinar 'Zina' kimi zaman utanılacak, kimi zamansa birileri için yüzleşilmesi zor bir konu olarak karşımıza çıktı. Hep çok tartışıldı, herkes bildiğini söyledi, yorumlar yapıldı. Toplum bu konuyu en çok dedikoduyla gündemine aldı. Bazen de üstü kapandı ama merak bitmedi... Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sitesinde verilen açıklamaya göre Zina’ tanımı şöyle “Zina, evlilik dışı cinsel ilişki anlamına gelmekte olup, dinen kesinlikle yasaklanmış büyük günahlardandır. Zina, İslam dininde en şiddetli bir şekilde yasaklanmıştır. Çünkü zina, sadece tarafları ve onların yakınlarını ilgilendiren şahsi bir suç değil, bütün toplumu ilgilendiren; toplumun temel taşını oluşturan aileyi kökünden sarsan, insanlardaki namus ve iffet duygusunu rencide eden, ahlaksızlığın yaygınlaşmasına neden olan sosyal bir suç, cinayettir” Eski İstanbul Müftü Yardımcısı Yusuf Kavaklı ve İslami yazar İhsan Eliaçık’a zina’ hakkında tüm bilinmeyenleri açıkladı. ZİNA NEDİR?Eski İstanbul Müftü Yardımcısı Yusuf Kavaklı, zinanın tanımını şöyle yapıyor Zina "Bir kadınla bir erkeğin aralarında dini ve resmi hiçbir nikâh bağı bulunmadığı halde bir araya gelip karı-koca hayatı yaşamalarıdır. Herkesçe bilinmektedir ki toplumun çekirdeği ailedir. Milletlerin en çok değer verdikleri müessese de ailedir. Özellikle bizim milletimiz aileyi ön planda tutar. Sağlıklı nesiller böyle düzgün ve düzenli aile ortamında yetişir. Aile ilk mekteptir. Ana kucağının ve baba ocağının verdiği ahlaki değerleri hiçbir müessese veremez. Zina işte bu düzenli aile yuvalarını tarumar eden bir ahlaki zaaftır. İslami yazar İhsan Eliaçık ise Zina’yı tek bir cümleyle özetliyor Zina “nikâhsız cinsel ilişki” ÇEŞİTİ VAR MI? Zinanın çeşitlerinin olduğu birçok sosyal paylaşım ortamında yer alırken İhsan Eliaçık bu konu hakkında şu bilgiyi verdi Zinanın çeşidi yoktur. Nikâhın sonucu, ortaya evlilik kurumunun çıkmasıdır. Bu anlamda evli olmayanların hangi yolla olursa olsun cinsel ilişkiye girmeleri zinadır. Evlilik kurumunu insanlığın soyunu koruyan, gayet medeni ve insancıl bir kurum olarak ZİNA SAYILIR, NELER SAYILMAZ? İhsan Eliaçık, toplum içerisinde doğru bilinen yanlışlara değindi ve neyin zina sayılıp neyin sayılmadığını özetledi Bir erkek ve kadın şahitler önünde ve topluma ilan etmeden yani nikâh kıymadan cinsel ilişkiye giremezler. İlişkide zina olması için cinsel ilişki olması gerekir. Bunun dışında “el zinası”, “göz zinası” gibi ifadeler hakiki değil mecazi anlamdadır ve sakındırma amaçlıdır. “Arkadaşlık”, “flört”, “birlikte yaşama”nın kendisi değil; bu tür bir ilişkide cinsel ilişkiye girmek zinadır. Bu türden bir ilişki yaşayanların cinsel ilişkiye girmeleri için ayrıca “nikah” kıymaları gerekir. Nikâh da aslolan da tanıkların olması ve topluma ilan KUR’AN-I KERİM’DEKİ YERİZina konusu Kur’an-ı Kerim’de kesin yargı cümleleriyle yer alıyor. Yusuf Kavaklı, Kur'an-ı Kerim’de İsra Süresi’nin 32 ayetinde zinanın ifade edildiğini söylüyor…Yüce Allah, "Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur" buyurmaktadır. İslam tarihinde "Akabe" de peygamberimize biat edip tabi olmak üzere gelenlere sevgili peygamberimiz sav şu mübarek sözleri ile onlarla anlaşma yapmıştır "Allah'a ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, Zina yapmamak, çocukları öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiç bir yalanla bühtan ve iftira da bulunmamak, doğru işte isyan etmemek üzere bana biat ediniz." Diyanet İslam Bir başka hadislerinde de Peygamberimiz sav "Zina eden kişi zina ettiği sıra tam ve olgun Mü'min olduğu halde zina etmez" age. 426 buyurmuşlardır. İhsan Eliaçık da yine İsra suresi 32. ayetinden örnek veriyor “Zinaya yaklaşmayın çünkü zina fuhuştur; kötü bir yoldur” denilir. Keza Nur suresi 2 ve 3. ayette de şöyle denir “Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız Allah’ın dinini uygulamada bunlara acımanız tutmasın. Ayrıca iman edenlerden bir grup cezalandırılmalarına şahit olsun. Zina eden bir erkek, zina eden veya müşrik bir kadından başkasıyla birlikte olmuş olmaz. Zina eden bir kadın da, zina eden veya müşrik bir erkekten başkası ile birlikte olmuş olmaz. Böyle bir şey iman edenlere yasaktır. Namusuyla yaşayan kadınlara zina suçu atıp bunu dört şahitle ispat edemeyenlere seksen değnek vurun. Artık şahitliklerini de hiç bir zaman kabul etmeyin. Çünkü bunlar yoldan çıkmıştır” Burada zina edene ve zina iftirasında bulunana ne ceza verileceği açıklanıyor. Sadece zina değil; zina iftirası da suç olarak görülüyor. Rivayete göre Mekkeli göçmen muhacir Müslümanlar içinde oldukça fakir olanlar bulunuyordu. Medine’de ise tuttukları özel evlerinde zina yapan fahişe kadınlar vardı. Bu tür kadınlar Medine’nin en zenginleri arasındaydı. Evlerinin önüne bayrak veya flama türü işaretler asarlardı. Bu tür evlere yalnızca zinakâr erkeklerle müşrikler girip çıkardı. Bu sebeple bu yolda elde edilen kazanca göçmen muhacir müslümanlar heveslenerek onlarla evlenip çalıştırarak bol para kazanmayı düşündüler. Bu niyetle Hz. Peygamber’den izin istediler. Bunun üzerine işte bu ayetler nazil oldu. ZİNA GÜNAH MI?Kavaklı ile Eliaçık zinanın büyük günahlar arasında olmasında hemfikir. Kavaklı, “Zina büyük günahların başında gelir. Zina haramdır günahtır, yasaktır. Aslında zina eski Hıristiyanlık ve eski Yahudilikte de yasaktır” diyor. İMAM NİKÂHI VE ZİNAİmam nikâhı ve zina hep aynı cümlelerde yer alıyor. Kavaklı, kişi evliliğini bir imam nikâhı ile yapmak istiyorsa ve evlendiği hanımı da mağdur etmeyecekse nikâh nikâhtır ve elbette bu nikâhı yaptırınca günahtan kurtulmuş olur yorumunu yaparken Eliaçık “İmam nikâhı ile belediye nikâhı aynı şeydir. Nikâh dini değil; insani bir kurumdur. Kilisede, havrada, camide, belediye evlenme dairesinde vs. nerede kıyılmış olursa olsun nikâh nikâhtır. Tek bir çeşidi yapılınca nikâh kıyılmış olur, diğerine gerek yoktur. Birincinin üstüne ikinci, üçüncü veya dördüncü nikâh zina olmaz. Bu, zina olacağından değil; çok eşlilikte adaletli olunamayacağı, toplumda bekârların olması vs. sebeplerle uygun bulunmadığından tavsiye edilmemiş, tek eşlilik tavsiye edilmiştir. Ahzap suresi 52. ayet ise çok eşlilikle ilgili gelen son ayet olup 'Bundan sonra kadınlar sana helal değildir' denilerek İslam’da çok eşlilik kapısı katılmıştır”ZİNA YAPAN KİŞİ TÖVBE EDERSE AFFOLUR MU?Allah’ın affediciliği zina için de geçerli oluyor ancak en önemli şart, “Bir daha yapmamak”. Yusuf Kavaklı Allah’ın tövbesini kabul etmediği tek günah, kendisine eş ve ortak koşmaktır. Onun dışında kalan günahlardan tövbe ettiği takdirde yüce Allah isterse o tövbeyi kabul ediyor. İhsan Eliaçık İçten bir tövbe ile Allah’ın affetmeyeceği bir günah yok İslam’da. Tabi tövbe pişman olma ve bir daha yapmama şeklinde olmalı.
İçindekiler1 Cevap Dinimizde Kocasını Aldatan Kadının Nikahı Düşer mi?2 Peki, Nikah Bozulur mu?3 Kocasını Aldatan Kadın Sıkça Sorulan SorularHocam öncelikle bu soruyu sormaya çekindiğimi bilmenizi isterim. Fakat bu soru kafama çok takıldı. Kocasını aldatan kadının nikahı düşer mi? Bu konuda bilgi verir misiniz?Cevap Dinimizde Kocasını Aldatan Kadının Nikahı Düşer mi? Öncelikle bu durumda ki bir eş kendini gözden geçirmeli ve kedini eşinin yerine koymalıdır. Zira bu işlemiş olduğunuz günah çok büyük bir günahtır. Bu günah İslam dininde zinadır. Yüce Mevla’mız Kuranda zina ile alakalı şöyle buyurmuştur.“Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur”. yüce ayet ile yüce Mevla’mız biz kullarına zina yapmak bir yana zinaya yaklaşmamızı dahi yasaklamıştır. Bu günahı işleyen kişi ciddi bir samimiyet ile bu günahtan hemen uzaklaşmalıdır. Tövbe ile kendini bu günahtan temizlemelidir. Zira bu mümkündür ve bu konuda yüce Mevlamız şöyle buyurmaktadır.– Ancak bundan sonra tövbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.245Peki, Nikah Bozulur mu?Konu nikah konusuna gelince de İslam dini kuralları açısından böylesi bir günahkar kadının dini nikahı böyle bir durumda düşmemektedir. Fakat İslam dininde bir eşin böyle bir günaha düşmesi asla kabul edilemez ve bu günah tarifi zor, çirkin bir erkeğin eşinin böyle bir günahı işlediğini kesin bir delille öğrenmesi eşini boşaması için yeterli bir nedendir. Yüce Mevla’mız hiçbir aileye ve hiçbir eşin içerisine bu fitne ve günahı ziyaretçimiz, bu konu ile alakalı olan Bir Kadın Kocasını Aldatırsa Kocasına Söylemeli midir? başlıklı konuyu da ziyaret Aldatan Kadın Sıkça Sorulan SorularAldatan kadına çocukları gösterilmeli midir gösterilmeli midir?Mümkünse çocuklar bu durumdan haberdar olmamalıdır. Bununla birlikte annenin günahından dolayı çocuklar annesiz bırakılmamalıdır. Tabi bu konu durum ve olaylara göre değişebilmektedir. Ancak kişiler ellerinden geldiğince çocuklarının ruhsal ve inanç hayatı için yapıcı olmalıdırlar. 2012 tarihinden bu yana değerli ekibimiz doğru bilgiler ile siz ziyaretçilerimize faydalı olmak adına çalışmaktadır. Mevla imkan verdiğince çalışmaya devam edeceğiz. Selam ve Dua ile... Başa dön tuşu
SORU Flört zina mıdır? El ele tutuşmak, beraber dolaşmak hangi kapsamda değerlendirilir? Tarih 24 Ağustos 2009 CEVAP Zina büyük günahların biridir. Değil onu yapmak ona yaklaşmak bile haram kılınmıştır. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çok çirkin bir iş ve kötü bir yoldur.” İsrâ, 17/32 Zina, aralarında nikâh olmayan bir erkekle bir bayanın cinsel ilişkiye girmesi demektir. Bunun dışında kalan el ele tutuşma, beraber dolaşma gibi şeyler kişiyi zinaya yaklaştıran şeylerdir ve yukarıdaki ayetle yasaklanmıştır. Allah Teâlâ, bir de şöyle buyurmuştur “Resulüm! Mümin erkeklere söyle; bakışlarını kıssınlar, edep yerlerini zinadan korusunlar. Onlar için temiz olan budur. Allah, onların ne yaptıklarından haberdardır.” “Mümin kadınlara da söyle; bakışlarını kıssınlar ve edep yerlerini zinadan korusunlar…” Nûr, 24/30-31 Ayetlerde bakışlarla edep yerlerini koruma arasında ilişki kurulması önemlidir. Çünkü her şey bakışlarla başlar. Peygamberimizin bu konudaki değerlendirmesi şöyledir “Gözün zinası bakmaktır.” Buhârî, İsti’zan, 12 Bu sebeplerden dolayı zinadan korunduğumuz gibi zinaya götüren şeylerden de korunmamız gerekir.
atak1 ; Eşim beni başka bir; erkekle aldattı; bu durumda nikahımız düştümü? Tekrar nikah yapmamız gerekirmi..... Zinaya yaklaşmayın! O; hayâsızlık, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur. İsra 32 Erkek ve Kadın ; Nikah kıyılıp evlendikten sonra kocasının nikahında iken; yabancı kocasından başka bir erkekle zina ederlerse ..... 1- Nikah bağı kopmaz. / Şeyh Hasan Karakaya Kopar 2- Erkek ben radıyım , karımı afv ettim, bir daha yapmayacak vs diyerek evli kalmaya devem etmek istese de evli kalamaz. / Kalır. Şeyh Hasan Karakaya Kadının zina yapması aradaki tüm bağı koparmıştır. Çünkü kadın namustur. Erkek üstün kılınmış ve talak yetkisi de kocadadır. Eğer zina anının 4 şahidi yoksa cezası ahirete kalır ve erkek istemese de boşanmış olurlar, nikah düşer. Çünkü zinakar kadından Deyyus radı olur ve Deyyus Cennete giremez, cennete giremeyen kimse kâfirdir, kâfrin de nikahı olmaz. Şâhidler mevcud ise hadlerin uygulayabildiği İslam devletinde kadın recm edilir. Eğer erkek; kadının zina yapmasını şahidler üzerinde isbatlayamaz ise o zaman “Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şâhid getirin. Eğer şahidlik ederlerse onları evlere kapatın. Bu, ölüm canlarını alıncaya, ya da Allah onlara bir yol açıncaya kadar böyle gitsin.” Nisa 15 "-Hanımlarına zina isnad edip de, kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutup yemin etmesiyle olur. - Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. - Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahidlik etmesi, - Beşinci defa da, eğer kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır." Nur suresi 6 - 9. ayetler Bu ayetin tefsirinde şunlar açıklanmıştır Ayrıca karısının zina ettiğini iddia eden, bunu da ispat edemeyen bir erkeğe sopa vurup bırakmak problemi çözmez, bundan sonra aile hayatının düzenli yürümesi imkânsız hale gelir. Bu sebeble zina suçlaması kocadan gelirse farklı hüküm ve mueyyidelere ihtiyaç vardır, ilgili âyetler bu ihtiyaca cevab vermektedir. Ayrıca kazf suçu ile ilgili âyetler gelince birçok kimsenin zihninde sorular oluşmuş, bunu gelip Peygamber'e açmışlardır. Bu cümleden olarak Sa'd b. Ubâde "Yâ Rasûlallah, karımla bir erkeği yakaladığım zaman dört şahid bulacağım diye onları bırakır mıyım? Vallahi sorgusuz sualsiz kafasını uçururum!" demiş ve şu cevabı almıştır "Sa'd'ın kıskançlığı ve namusuna düşkünlüğü sizi şaşırtmasın, ben ondan daha kıskancım, Allah da benden daha kıskançtır" Buhârî, "Nikâh", 107; "Hudûd", 40 İbnu Mes'ud anlatıyor "Rasulullah işittim, şöyle diyordu "Allah'dan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebebdendir ki, fevâhişin fahişenin çoğulu Fâhişe, gerek söz ve gerekse fiille icra edilen her çeşit çirkin fiildir açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebebdendir ki nefsini medhetmiştir." Buhârî, Nikâh 107, Tefsir, En'âm 7, Tefsir A'raf 1, Tevhid 15; Muslim, Tevbe 33, 2760; Tirmizî, Daâvât 97, 3520 Ebû Hurayra anlatıyor "Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki "Allah kıskançtır, mûmin de kıskançtır. Allah'ın kıskanması, mûminin Allah'ın haram ettiği şeyi yapmasıdır." Buhârî, Nikâh107, Muslim, Tevbe 36, 2761; Tirmizî, Radâ 14, 1168 Hilâl b. Umeyye, Peygamberimize gelerek Şerik isimli birisi ile karısının zina ettiğini iddia etmiş, o da dört şahid getirmezse kendisine iftira cezası vereceğini bildirmişti, Hilâl, "Ey Allah'ın elçisi, bir kimse karısının üzerinde bir erkek görürse şahid arar mı?" diye savunma yapmışsa da Peygamberimiz "Ya dört şahid veya sırtına sopa" diyerek ısrar etmişti. Hilâl doğru söylediğini ifade ederek işi Allah'a bıraktı, O'nun vahiy ile durumu aydınlatacağı ümidini dile getirdi, arkasından da mulâane lânetleşme âyeti diye anılan âyetler geldi. Ebû Dâvûd, "Talâk", 27 Ashab-ı kiramdan Hilâl b. Umeyye hanımına zina isnadında bulununca Rasulullah dört şahidle bunu isbat etmesini, aksi halde zina iftirası cezası kazif uygulanacağını bildirdi. Bunu bir kaç defa daha tekrar etti. Hilâl b. Umeyye şöyle dedi "Ey Allah'ın Rasulu; bizden birimiz karısını bir erkekle zina halinde görüyor; delil istiyorsunuz. Seni hak olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, ben doğru söylüyorum. Şuna inanıyorum ki, Allah, benim sırtımı bu dayaktan kurtaracak şeyi sana indirecektir" Buhârî, Şehâdât, 21, Tefsîru Sûre 24/3, Talâk, 28; Muslim, Liân, II; Ebû Dâvud, Talâk, 27; Ahmet b. Hanbel, Musned, I, 273, III, 142. Bu olay üzerine aşağıdaki "mulâane ayeti" indi. "Hanımlarına zina isnat edip de, kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutup yemin etmesiyle olur. Beşinci defasında, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını diler. Kadının da kocasının yalancılardan olduğuna dair, Allah'ı dört defa şahid tutup yemin etmesi, cezayı kendisinden kaldırır. Beşinci defasında; kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diler" Nûr, 6-9. Ayetin ilk uygulaması Hilâl ailesi üzerinde oldu. Peygamber, Hilâl'i çağırdı. Hilâl, doğru söylediğine dair, dört defa Allah'ı şahid tutup, beşincide, eğer yalan söylüyorsa, Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını istedi. Sonra karısı getirtilerek, o da aynı şekilde yemin etti. Beşincide, eğer kocası doğru söylüyorsa, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diledi. Allah'ın elçisi sonra onların arasını ayırdı. eş-Şevkânî, Neylul-Evtâr, 1250 H, VI, 268. Liân ayetinin Uveymir el-Aclânî ve zina isnadında bulunduğu hanımı hakkında indiği de rivayet edilmiştir. Ayetin hükmünün, önce Hilâl ailesine ikinci olarak da Uveymir ailesine uygulandığı görüşü daha sağlam görünmektedir. eş-Şevkânî, Neylul-Evtâr, VI, 268 Yalan ve iftirayı engellemek maksadıyla öngörülen manevî mueyyidelere ek olarak lânetleşmenin camide yapılması uygun görülmüş, böylece alenilik de sağlanmıştır. Aksini de câiz gören ictihadlar bulunmakla beraber mulâaneye, âyetteki sıraya göre önce erkek başlar, Allah'ı şahid tutarak, karısını açık ve seçik bir şekilde zina ederken gördüğünü dört defa söyler, beşincisinde "Eğer yalan söylüyorsam Allah'ın lâneti üzerime olsun" der. Sonra karısı dört kere, Allah'ı şahid tutarak kocasının yalan söylediğini ifade eder, beşincisinde "Eğer o doğru söylüyorsa Allah'ın gazabına uğrayayım" der. Hâkim ve dinleyici topluluk huzurunda bu yeminleşme yapılınca bazı muctehidlere göre evlilik bağı da çözülmüş olur. Bazı ictihadlara göre ise tarafları hâkim karar vererek ayırır, evliliği sona erdirir. Mulâane yoluyla ayrılmış bulunan çiftin tekrar evliliğe dönmelerinin caiz olup olmadığı konusunda da farklı ictihadlar vardır. Dört ay veya daha fazla belirli bir zaman ile kayıtlı buluna i'lâ', bu sürenin sona ermesiyle hükümsüz kalır. Sadece talâk-ı bâin vaki' olur. Esbab-ı Nuzul ; Nur suresi 6 - tefsiri "Çoğu ulema, bir adamın kansının veya bir kocanın karısının zina etmesi halinde nikâhın fesh olmayacağı üzerine ittifak etmişlerdir. Zina, gerek zifaftan önce gerekse de sonra olsun nikâh fesh olunmaz. Çünkü erkeğin, kadın aleyhindeki zina davası kesinleşmemiştir. Eğer bununla nikâhın fesh olunması mümkün olursa, mucerred zina iddiasıyla rıda ile fesh olma durumunda olduğu gibi fesh olurdu. Çünkü bu hırsızlık gibi İslâm'dan çıkarmayıcı bir ma'siyet günahtır. Yâni zina yaptığını kadın itiraf etmiyor, sadece koca iddia ediyorsa Ancak lian durumunda fesh gerekli olur. Çünkü karşılıklı lânetleşmişlerdir. Ancak zina yaptığı sabit olmamıştır. Peygamber kadına kazf edene haddi vacib kılmıştır. Lian vaki olduğu zaman fesih de vaki olur. İmam Ahmed, erkeğin zina eden karısından ayrılmasının mustehab olduğunu söyler "Erkeğin böyle bir kadını nikâhı altında tutmasını hoş görmüyorum" demiştir. "Çünkü bu kadına yatağı ifsad edib etmeyeceği hususunda artık güven duyulmaz. Erkeğin olmayan bir çocuğu ona nisbet edebilir." İmam Ahmed, “koca bu durumda karısı üç âdet süresi temizlenmeden onunla cinsî ilişkide bulunmaz” demiştir. Daha önce geçen "Allah'a ve ahirat gününe iman eden bir kimseye kendi suyunun başkasının ekinini sulaması helâl olmaz." Tirmizî, Ruveyfi'den rivayet etmiştir. Hasen'dir. Yalnız "başkasının ekini" yerine "başkasının çocuğu" ifadesiyle rivayet edilmiştir. Ebu Dâvud "başkasının ekini" ifadesiyle rivayet etmiştir hadîsini delil olarak kabul eder. İbn Kudâme, el-Muğni, VI, 603 el-Muğni, VI, 603 vd Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, C. 9, S. 121 Karısının zina yaptığına dâir dört şahid getiremeyen erkek, karısının zina yaptığını kanıtlayamadığından, nikahın feshi ancak liân ile meydana gelir. “İffetli kadınlara zina suçu atan, sonra dört şahid getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” Nur 4 Karısının kızının İslam hanımefendisine yakışmayan hareketlerine göz yuman, yaptıran, ses çıkarmayana ise Deyyus denmektedir Abdullah ibni Ömer şöyle dedi “Rasulullah şöyle buurdu Üç sınıf insana Allah cenneti haram kılmıştır 1 İçki mubtelası, 2 Anne ve babasına kötülük eden ve 3 Âilesinde fuhşa göz yuman deyyus’ buyurdu.” Ahmed Hanbel Musned 2/69, Albânî Sahihu’l-Cami 3533 Deyyus hakkında bir diğer hadis şöyledir "Üç sınıf insan cennete giremez. Bunlar; 1. Deyyûs, 2. Kadın olduğu halde erkeğe benzemeye özenen, 3. Ayyaş içki düşkünü, devamlı içki içen kimsedir." Ashâb-ı kiram "Yâ Rasûlallah, ayyaşın kim olduğunu anladık ama deyyûs kimdir?" dediler. Rasulullah "Ehl-i beytinin ev halkının yanına giren-çıkana aldırış etmeyendir." buyurdu. "Kadının erkekleşmesi nedir?" suâline ise; "Erkeklere benzemeye özenmesidir." diye cevap verdiler. Et-Terğîb ve't-Terhîb, 3/106-7 Ahmed bin Hanbel, Neseî ve Hâkim rivayet ettiler -ve Hâkim de bu rivayetin senedinin sahih olduğunu söylemiştir- ki; Rasûlullah şöyle buyurmuştur "Üç kişi vardır ki, ALLAH, onlara cenneti haram kılmıştır Devamlı içki içen, ana-babasına eziyet eden ve ailesinin fuhuş yapmasını onaylayan deyyus." Ahmed bin Hanbel Musned 2/63 Taberânî, sahih bir senedle rivayet etmiştir ki, Rasûlullah şöyle buyurmuştur "Üç kişi vardır ki ebediyyen cennete giremezler Deyyus, erkekleşen kadınlar ve devamlı içki içen." Dediler ki "Ey ALLAH´ın Rasulu! Devamlı içki içeni bildik. Peki ya deyyus nedir?" Buyurdu ki "Ailesinin yanına kimin girdiğine zina ettiğine aldırış etmez." Denildi ki "Erkekleşen kadınlar nedir?" Buyurdu ki "Erkeklere benzeyen kadındır." Taberâni Hafız Munzirî "Bu hadîsin senedinde geçen ravilerden cerhedilmiş bir kimsenin var olduğunu bilmiyorum" demiştir. 5839 - İbnu Ömer radıyallahu anhuma anlatıyor "Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki "Üç kişi vardır, kıyâmet günü Allah onlara nazar etmez Anne ve babasının hukukuna riâyet etmeyen kimse, erkekleşen kadın ve deyyus kimse." Nesâî, Zekât 69, hadis no 5, 80 Sâlim b. Abdullah babasından naklederek şöyle demiştir. Rasûlullah şöyle buyurdu “Üç kişi vardır ki Allah kıyamet günü onların yüzüne bakmaz 1- Anne babasına isyan edenler. 2- Erkeklere benzemeye çalışan kadınlar. 3- Eş ve ailesini kıskanmayan deyyus erkekler. Üç gurup daha vardır ki onlar da Cennete giremez 1- Ana babaya asi olanlar. 2- Devamlı içki içenler. 3- Verdiğini başa kakanlar. Nesai, Zekat, bab 69, hadis no 2515; Ahmed bin Hanbel , Musned 2539; İbn Mâce, Ticaret 30 Şeyh Hasan Karakaya Hanımının kendi iradesiyle zina yaptığını gördüğü / bildiği halde ondan radı olan, bu durumu içine sindiren, yukarıdaki hadis-i şeriflerde izah edildiği gibi kendisine cennetin haram kılındığı Deyyus'tur ki, cehennemlik kişinin nikahı da olmaz. 3- Erkek zina yaparsa nikah bağı kopmaz; fakat zina anının 4 şahidi yoksa cezası ahirete kalır. Şahidler mevcut ise hadlerin uygulayabildiği İslam devletinde erkek recm edilir. 4- Evli bir kadın zina yapmış ise; koca buna sebeb olduğu kadar "zinaya yaklaştıracak" tüm sebebler ; misal Kadının cinsi ihtiyacını gidermek ; işte çalışıyor ise iş ortamı, tesettürü, ve genel tedbirler alınarak zinaya ortam hazırlanmamalıdır. günahkardır. Eğer koca tüm fitnelere sebeb olacak önlemleri almış, buna rağmen kadın zina edebilmiş ise koca günahkar değildir. Şeyh Hasan Karakaya Fakat yine de evli kalamazlar. “Ey îman edenler! Gerek kendinizi, gerek âilenizi öyle bir ateşten koruyunuz ki, onun Ateşin yakacağı insanlar ve taştır.” Talak Suresi, 6 Rasullullâh şöyle buyurmuştur “Sizin üzerinizde onların Karılarınızın mâruf şekilde yiyecek ve giyecek hakları vardır.” Muslim Rasullullâh şöyle buyurmuştur "Erkek, ev halkının çobanıdır. Ve, güttüğü şeyden sorumludur. Buhari, Muslim Lisânul'arab'ta; kelimenin aslının yumuşatma, zelil kılma anlamına geldiği söylendikten sonra "deyyûs"un terim olarak, kendi ehli karısı ve yakınları için "kavvâd"lik yapan, yani başkalarının onlarla buluşmasına aracılık eden ve ehlini kıskanmayan kimse olduğu anlatılır "Deyyûs" ve "deybûs" gözü önünde başka erkeklerin mahramlerinin yanına girdiği kimsedir. Bu tavırla o, sanki nefsine bunu yumuşatmış, ikna etmiş ve onu zelil kılmış demektir. Yani kelimenin aslıyla irtibatı budur. İbn Manzûr, Lisânu'l-Arab, "De-ye-se" md. "Üç kimse vardır ki, Kıyâmet günü Allah onların tarafına bakmaz; Anne-Babasına âsî olan çocuk, erkeğe benzemeye çalışan kadın ve deyyûs" Nesâi, zekât 69; Ahmed N/134 Ibnu'l-Esîr de bu hadis hakkında "Cennet deyyûsa haram kılınmıştır." anlamında bir hadîs nakleder. Aynı hadîs Lisânu'l Arab'in yine işaret edilen maddesinde de vardır. Bu tariflerden sonra "deyyûs" kelimesinin "kavvâd" ile eş anlamlı olarak, çok ağır bir manaya gelen büyük bir hakaret sözü olduğu, ehlini bizzat namussuzluğa iten veya gitmelerine göz yuman anlamı taşıdığı anlaşılmış oldu. “Bir kadın . Ömer geliyor. Ömer in yanında Kâb Bin Suur vardı. Kadın Ya Emire'l Mûminin! Benim kocam gündüz oruç tutar, gece ibadet yapar ve ben onu, şikayet etmeyi iyi görmüyorum. Ömer senin kocan ne güzel adamdır’ diyor. Kadın, bu sözünü defalarca tekrarlıyor ve Ömer ilk sözünden fazla bir şey ilave etmiyor. Ömer yanında bulunan Kâb diyor ki Ya Emîre'l Mu’minin! bu kadın, döşeğinden kocasının kaçtığını veya gelmediğini şikayet ediyor. Bunun üzerine Ömer bu kadının sözünün işaretini anladığın gibi, karı ile koca arasında hükmü sen ver diyor. Erkek, ibâdete teşvik eden âyetlerin tesiriyle ibadete devam ettiğini ve karısı da bu sebebten şikayetçi olduğunu söylüyor. Kâb kadının ve erkeğin ifadelerini dinledikten sonra şöyle demiştir “Şubhesiz bu kadının senin üzerinde hakkı vardır, ey adam! Bu kadının her dört günde bir nasibi vardır. Ey akıl sahibi adam! “Binaenaleyh bu kadının hakkını böylece yerine getir ve kendindeki hakkı olan karını ihmal hastalığını bırak!” Bunun üzerine Ömer Bu hükmü nereden çıkardın? diye Kâb’e soruyor! Kâb Allah’u Teâla hür olan erkek için dört kadın olmasını mubah kılmıştır. Binâenaleyh her kadının her dört günde bir gün bir gece hakkı vardır. Bu hüküm karşısında Ömer Hayret ediyor ve Kâb’ı Basra Hâkimi olarak tayin ediyor. Aynul İlim, C. 1, Sf 240 Sonuç olarak; "Evli olduğu halde iken zina eden kadının kadın zina ettiğini itiraf etmesi yada zina olayını 4 şahidin alenen görmesi nikahı muctehidlerce "koca kabul ediyor ve kadın tevbe ediyor ise nikah devam eder" demekdir; Yukarıda zikrettiğimiz delillerinin neticesinde zina eden kadının nikahının kopacağı görüşü "yani açıklanan delillerle koca karısının zina etmesine ; tevbe etti çok pişman oldu, çok seviyorum ben razıyım vs. diyerek evli kalmaya devam etmek istesede nikah düşer" diyen Şeyh Hasan Karakaya görüşü şaz kalmaktadır." Zira Deyyusun cennete giremeyeceği, cennetin kokusunu alamayacaklar gibi hadisleri islam âlimleri iki şekilde açıklamaktadırlar. 1. Bu hadisler birer tehdittirler ve sakındırmayı içerirler. 2. Cennete giremezlerin mânası Allah afv etmedikçe cennete giremezler demektir. İslam âlimleri bunu söylerlerken Nisâ suresi 48. ve 116. âyetin delaletine göre hareket ederler. Çünkü o âyetlerde, Allah'ın şirki afv etmeyeceğini, şirkin altındaki günahları ise dilediği için afv edeceği beyan ediliyor. Bir başka meselede yine bunların hiç cennete giremeyeceği anlamında değildir. Günahlarının cezasını çekmeden cennete giremezler anlamındadır. Çünkü hiç bir mûmin cehennemde ebedî kalmayacaktır. Cezasını çektikten sonra cennete girecektir ki kalbinde hardal tanesi kadar iman olan kişilerin cehennemden çıkarılıp cennete konacağı ile ilgili bir çok hadis vardır. Cehennemlik olanların nikahı yoktur diye bir kaide yoktur. Zina ayrı şeydir nikahı düşürüp düşürmemesi ayrı şeydir . Had uygulanması ise; Kadının bizzat itirafı veya 4 şahidin hakim kadı huzurunda hazır bulunmasıyla İslam kanunlarının uygulandığı Dârul İslamda mümkün olur. İslam devleti olmadığından şeriat kanunlarını reddeden tağuti ülkelerde hadler uygulanamadığından diğer had gerektiren günahlar gibi cezası ahirete kalmaktadır. Eğer kadın itiraf etmiyor ve koca zina olayından şubhelenerek mahkemeye başvuruyor ise "şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutup yemin etmesiyle olur" Nisa 15; Nur 6 ayetiyle iki taraf lian hükmü gereğince önce erkek başlar, Allah'ı şahid tutarak, karısını açık ve seçik bir şekilde zina ederken gördüğünü dört defa söyler, beşincisinde "Eğer yalan söylüyorsam Allah'ın laneti üzerime olsun" der. Sonra karısı dört kere, Allah'ı şahid tutarak kocasının yalan söylediğini ifade eder, beşincisinde "Eğer o doğru söylüyorsa Allah'ın gazabına uğrayayım" der. Hâkim ve dinleyici topluluk huzurunda bu yeminleşme yapılınca bazı muctehidlere göre evlilik bağı da çözülmüş olur. ali_1405;195660' Alıntı Esselâmu aleykum verdiğiniz bu ilmi bilgilerden dolayı razı istediğim bir husus sebebini ve delilini öğrenmek istediğim için soruyorum;Evliyken zina yapanın erkek olması halinde nikahın devam edeceği fakat kadın olması durumunda ise kadının namus olduğu bilgisinden yola çıkarak bu nikah bağının kopacağı konusundaki kaynaklarınızı belirtebilir misiniz ya da buna sebep olan kadının namusu ve erkeğin namusu farkı gibi konuların delillerini sunabilir misiniz?Allah şimdiden razı "Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi kimse görmese de namuslarını koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve bunlarla yola gelmezlerse dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür." Nisa 34 "Zina eden erkek, ancak zina eden ya da Allah'a ortak koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da ancak zina eden ya da Allah'a ortak koşan bir erkek evlenebilir. Bu tür evlilikler mu'minlere yasaklanmıştır." Nur 3 Bu ayetin nuzul sebebi Mersed b. Ebi Mersed adında biri Mekke'den Medine'ye bazı esirler taşıyordu Esirlerden maksat, kendi imkânları ile hicret edemeyen ve muşrikler tarafından Mekke'de alıkonulan güçsüz mu'minler olabilir. Mekke'de Inak adında bir fahişe vardı. Bu kadın Mersed'in dostuydu. Mersed Mekke'de bir esire, kendisini Medine'ye taşımaya söz vermişti. Mersed diyor ki, mehtaplı bir gecede Mekke'deki duvarlardan birinin gölgesine gelmiştim. O sırada Inak geldi ve duvarın dibindeki karartıyı farketti. Biraz daha yaklaşınca beni tanıdı. "Sen Mersed misin?" dedi. "Evet" dedim. "Merhaba, hoş geldin, haydi geceyi bizde geçirelim" dedi. Ben de "ey Inak, Allah zinayı haram etti" dedim. Bunun üzerine "Ey çadırdakiler, bu adam esirlerinizi kaçırıyor" diye bağırdı. Sekiz adam peşime düştü. Ben bir bahçeye girdim, bir mağara veya oyuk karşıma çıktı. Ben de girdim. Beni kovalayanlar da geldiler, hatta başımda dikildiler. Sonra üstüme işediler, sidikleri başıma dökülüyordu. Fakat yüce Allah beni görmelerine engel oldu. Sonra geri döndüler. Ben de arkadaşımın yanma döndüm ve onu götürdüm. Ağır birisiydi Izhır denilen yere gelince iplerini çözdüm. Nihayet onun da yardımıyla kendisini Medine'ye getirebildim. Daha sonra Peygamberin -salât ve selâm üzerine olsun- yanına gidip "Ya Rasulullah Inak'ı nikahlayayım mı?" dedim. Bu soruyu iki defa sordum. Rasulullah sustu ve herhangi bir şey söylemedi. Sonra şu ayet indi "Zina eden erkek, ancak zina eden ya dâ Allah'a ortak koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da ancak zina eden ya da Allah'a ortak koşan bir erkek evlenebilir. Bu tür evlilikler mu'minlere yasaklanmıştır." Bunun üzerine Peygamber -salât ve selâm üzerine olsun- "Zina eden bir erkek ancak zina eden veya muşrik olan bir kadınla evlenebilir. Onunla evlenme" buyurdu. Ebu Davud, Nesai ve Tumizi rivayet etmişlerdir "-Hanımlarına zina isnad edip te, kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı şahid tutup yemin etmesiyle olur. - Beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise, Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir. - Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahidlik etmesi, - Beşinci defa da, eğer kocası doğru söyleyenlerden ise, Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır." Nur suresi 6 - 9. ayetler "Hanımlarına zina isnad edenler"den bahseden ayetlerde, "kocalarına zina isnad edenler" diye bir ayet inmemiştir. Bu kocalar zina yaparsa normaldir, haram değildir anlamına gelmemektedir. Fakat aşağıdaki hadisi okuduğumuzda bunun illetini ve hukmunu görmüş oluyoruz. Karısının Zina yaptığına şahid olmasına rağmen veya kadının itiraf edederk, gerekirse pişmanlığını belirtsede 4 şahid bulamayan koca, karısını boşamak için lanetleşiyor ve "eğer ben bunu nikâhımda tutacak olursam buna zulmetmiş olurum." diyerek boşuyor ise; Karısının zina yaptığını bilen, karısı itiraf eden bir adam, karısını hala ben nikahta tutuyorum demesi hem zulum, hem de hadisde geçtiği gibi deyyusluktur! Sehl bin Sa'd diyor ki "Uveymir adında bir kişi, Adan oğullarının efendisi olan Âsim geldi ve ona, "Karısını başka bir erkekle yakalayan bir kişi için ne diyorsunuz? O onu öldürür siz de onu öldürür müsünüz? Yoksa ne yaparsınız? Bu meseleyi benim için Rasulullah'tan sor." dedi. Âsim, Rasulullah'a geldi ve ona "Ey Allah'ın Rasulu" dedi. Rasulullah, kendisine mesele sorulmasını hoş karşılamadı. Uveymir ise Âsım'a gelip meselenin ne olduğunu sordu. Âsim da "Rasulullah, meselenin kendisine sorulmasını hoş karşılamadı ve bunu ayıpladı." dedi. Uveymir "Allaha yemin olsun ki ben bunu Rasulullah'a sormaktan vazgeçmem." dedi. Ve Rasulullah'a gelip "Ey Allah'ın Rasulu, bir erkek, karısını başka bir erkekle yakalarsa ne yapmalıdır?" O, o erkeği öldürür siz de onu mu öldürürsünüz? Yoksa ne yapmalıdır?" dedi. Rasulullah "Allah senin hakkında da eşin hakkında da âyet indirdi." dedi ve Allah, Kur'an-ı Kerim'de isimlendirdiği şekilde "Mulaane" yapmalarını emretti." Erkek, kadınıyla Mulaane yaptı ve sonra "Ey Allahın Rasulu, eğer ben bunu nikâhımda tutacak olursam buna zulmetmiş iftira atmış olurum." dedi ve kadını boşadı. Bu boşama, bundan sonra yapılan "Mulaane"ler için ömek uygulama oldu. Buhari, K. tefsir el-Kur'an, sure 24, bab l ; Fethu'l Bari C. 9 - 10 s. 595 , 394-395 , Hadis No4745 - 5259 Taberi tefsiri Nur suresi 6-10. Ayet tefsirleri Denildiğine göre daha önce geçen ve muhsan hanımlara zina iftirasında bulunan kimseler hakkındaki âyet-i kerîme nazil olunca ve bu âyet zahiri itibariyle gerek kocaları, gerekse de başkalarını kapsadığından dolayı Sa'd b. Muâz dedi ki; "Ey Allah'ın Rasûlu! Ben hanımımla birlikte bir adamı göreceğim de gidip dört şahid getirinceye kadar ona muhlet vereceğim öyle mi? Allah'a yemin ederim korkutmak maksadıyla kılıcın eniyte değil de keskin tarafıyla öldürmek kastıyla vururum". Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu "Siz Sa'd'ın bu derece kıskançlığına hayret mi ediyorsunuz? Elbette -ki ben ondan daha kıskancım, yüce Allah ise benden de kıskançtır. " Buharî, Hudûd 40, Tevhid 20; Muslim, Liân İĞ, 17; Dârimî, Nikâh 37; Musned, IV, sözü geçen bu şahıs, Sad b. Muâz değil, Sa'd b. Ubâde'dir Sâ'd'in söylediği sözler ile ilgili farklı rivayetler gelmiş ise de manaları buna yakındır. Daha sonra da Hilal b. Umeyye el-Vâkifî geldi ve hanımının Şerik b. Sahmâ el-Belevî ile -belirttiğimiz üzere- zina ettiğini ileri sürdü. Peygamber ona kazf haddi vurmayı kararlaştırdı ise de bunun üzerine bu âyet-i kerîmeler nazil oldu. Rasulullah onları mescidde bir araya getirdi ve lanetleştiler. Beşinci şahidlik esnasında kadın kendisine öğütler verilip de Eğer yalan söylüyor isen artık bu, ilâhî azabı gerektirecek bir ifadedir denilince, tereddut etti. Sonra da Ben bu günden itibaren artık kavmimi rezil edemem dedi ve lanetleşmeyi tamamladı. Rasûlullah da onları "birbirinden ayırdı". Daha sonra o kadın -istenilmeyen vasıflarda- teni siyah, beyaza çalan deveyi andıran bir çocuk doğurdu. Bundan sonra bu oğlu Mısır'a emir oldu ve babasının kim olduğunu bilmiyordu. Yine Uveymir b. Eşkar el-Aclânî gelerek hanımının zina ettiğini ileri sürdü ve lanetleşti. Meşhur olan ise Hilal'in başından geçen olayın daha önce meydana geldiği ve âyetin nüzul sebebini teşkil ettiğidir. Bir görüşe göre de Uveymir b. Eşkar'ın başından geçen olay daha önce olmuştur. Bu da hadis imamlarının rivayet ettikleri meşhur bir hadistir. Uveymir h. Eşkan el-Adânî'nin başından geçen bu olaya dair rivayetler için bk. Buhârî, Tefsir 24. sûre 1T Talak 4, 29, hisâm 5; Muslim, Liân 1; Ebu Dâuûd, Talâk 27; Nesâi, Talak 7, 35; İbn Mâce, Talâk 27; Dârimî, Nikâh 39; Muvatta', Talâk 34; Musned,v, 334, 336, 337 Ebu Abdullah b. Ebi Sufra dedi ki Doğru olan hanımının zina ettiğini ileri süren Uveymir olduğudur. El cami'u li Ahkami'l Kur'an, Kurtubi Tefsiri Nur suresi 3-10 ayetler tefsiri Bir adam evine girdiğinde karısı veya mahremi olan bir kadınla bir erkeği zina ederken bulup adamı öldürse, bu onun için helâldir ve onun hakkında kısas gerekmez. ed-Durru'l-Muhtâr, III, 197, V, 397 Bu aynı zamanda Hanbelî, Şafiî ve Maliki'lerin de görüşüdür. el-Muğnî, VIII, 332; el-Muhezzeb, II, 225; eş-Şerhu'l Kebîr, IV, 357. Kadın da kendi isteği ile zina etmiş ise, Hanefî ve Hanbeli'lere göre koca, her ikisini de öldürebilir. Eğer yabancı erkek kadını zinaya zorlamışsa ve bağırmak, vurmak gibi bir yolla kurtulma imkânı da bulunmuyorsa, kadının adamı öldürme hakkı vardır. Adamın kanı hederdir, o yüzden bir ceza gerekmez. Bir adamı kendisine helâl olmayan bir kadına tecavüze çalışırken yakalayan kişi, bağırmak, vurmak gibi silahtan daha hafif bir şeyle vazgeçiremeyeceğini bildiği takdirde öldürebilir. Ama bu gibi bir yolla vazgeçecek olsa artık onu öldürmek helâl değildir. İslam Fıkhı, Vehbe Zuhayli, c. 8, s. 16 Rasullullâh şöyle buyurmuştur "Erkek, ev halkının çobanıdır. Ve, güttüğü şeyden sorumludur. Buhari, Muslim İlgili Konu Bekarken Zina Yapan Kadının Evlendikten Sonraki Tevbesinin Durumu İlmi Konu - Bekarken Zina Ettiğini Kocasından Gizleyen Kadının Durumu Murtedin Tevbesinin Hükmü ve Geçmişe Dönük Haddin Tatbiki İlmi Konu - Murtedin Tevbesinin Hükmü ve Geçmişe Dönük Haddin Tatbiki Soruya Cevab GÜNAHTAN TEVBENİN ŞARTLARI İlmi Konu - Günahtan Tevbenin Şartları Soruya Cevab
Kur’an-ı Kerim, adil davranacağına inanan kişilerin dörde kadar kadınla evlenmelerine müsaade etmiştir. Erkeğin birinci eşine karşı olan bütün hak ve sorumlulukları diğer eşleri için de geçerlidir. Türkiye’de birden fazla evlilikler her zaman olmuştur. Müslüman olmayan toplumlarda erkeğin birden fazla kadınla birlikteliği yaygındır. İslamiyet, evlilik dışındaki birliktelikleri kesin olarak yasaklayıp evliliği dört kadın ile sınırlamıştır. Karşılıklı hak ve sorumluluklar tespit edilip kanunun koruması altına alınarak kadınların sömürülmesinin önüne geçilmiştir. Bugün ülkemizde asırlarca bizimle savaşmış ve hala bizi sıkıntılara sokmak için yapmadığını bırakmayan batı toplumundan alınmış kanunlar yürürlüktedir. Bunların toplum yapımıza uyarlanması için bir çaba da sarf edilmemiştir. Meselâ Türk Medeni Kanunu, 1926 yılında, İsviçre Federal Kanunu’ndan iktibas edilmiş olduğundan bize ve çağımızın ihtiyaçlarına uymayan bir çok hükümleri vardır. Türkiye’deki Müslümanları Hıristiyan yapamayacağımıza ve Kur’an’daki hükümleri değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyeceğine göre Kur’an’ın tanıdığı birden fazla kadınla evlenme hakkına mani olunamamıştır. Üstelik bugün bu, çok yaygınlaşmıştır. Menfaatleri söz konusu olduğu zaman dindarlaşan ama aleyhlerine olduğu zaman dinin hükümlerini görmezlikten gelenlerin sayısı oldukça kabarıktır. Devlet ve kanunlar bu gibi hallerde devreye girip zulme mani olmak için vardır. Bu sebeple ikinci eşle ilgili hukuki düzenleme yapılması çok acil ihtiyaçlardandır. Aksi taktirde sadece kendimizi kandırırız ve İslam’ın bir hükmü, menfaatinden başka bir şey düşünmeyen kişilerin elinde bir zulüm vasıtası olarak kullanılabilir.
evli kadının zina yapması nikahı düşer mi