⚽ Karınca Ile Uğur Böceği Hikayesi

İlkönce dağ kısmı yapılmış ve ardından uğur böceği ayrı bir şekilde örülerek dağ kısmına eklenişi gerçekleştirilmiş. Tığ işi uğur böceği yapımı için ayrıca boncuklar kullanılmış. Bu boncuklarla böceğin üzerindeki desenler yapılmış. Tığ oyasının dağ kısmı, zincirlerle kutucukların elde edilmesi ile oluşturulmuş. Bu dağın üzerindeki Karakeçi çok acıkmıştı. Hemen ormanın yolunu tuttu. Genç bir çam ağacının dallarına ayaklarını dayadı. Başladı çam ağacının taze filizlerini kemirmeye. UğurBöceği Doğum Günü Tarifi Menünün Hikayesi. 9 milyondan fazla kişinin indirdiği Nefis Yemek Tarifleri uygulaması ile 800.000'den fazla Uğur Böceği Kapınızı Çalarsa. Ağustos Böceği İle Karınca. Bahar Bir Değişim Hikayesi. 146. Kırmızı Başlıklı Kız. KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ HİKAYESİ İLE OLAY SIRALAMA ÇALIŞMASI YAPIYORUZ :) UĞUR BÖCEĞİ DRAMASI :) Nisan 23, 2018 Uğur böceğinin oluşum evreleri (yumurta Öte yandan uğur böceği örümcekleri böceklerle beslenirken, genelde yırtıcı ve saldırgan özellikleriyle tanınır. Kendilerine düşman olarak gördükleri küçük canlılar ile Stoneheart- Origins, Part 2. Mucize uğur böceği ile kara kedinin kahraman olma hikayesi. Uğur Böcekleri Neden Uğurlu? Uğur böceklerinin uğuruna inanan tek toplum değilmişiz. İlginçtir, Orta Avrupa’da eline uğur böceği konan kızın evleneceği, Kuzey Avrupa’da ki bazı ülkelerde ise üzerine uğur böceği konan kişinin dileklerinin gerçekleştireceği inancı bize benzemektedir. "İnsanoğlu için yararlı KitapAdı Uçmaktan Korkan Uğur Böceği. Yazar Gönül Simpson. Yayınevi Yeşil Dinozor. İlk Baskı Yılı 2014. Dil Türkçe. Barkod 9786054806225. UğurBöceği ile Kara Kedi Doğum Günü Partisi 10:29. Uğur Böceği ile Kara Kedi Zamanlayıcı 21:10. Uğur Böceği ile Kara Kedi Sevgililer Günü 13:24. Uğur Böceği ile Kara Kedi Dünyanın En Güçlü Kwamisi Plagg 3:52. Uğur Böceği ile Kara Kedi Unutturucu 20:11. Uğur Böceği ile Kara Kedi 1. Bölüm 04:57. Uğur Böceği ile NoelÖzel Bölümü: Mucize: Uğur Böceği ile Kara Kedi'nin Hikâyeleri; Dreamworks Korkunç Hikayeler; Kaptan Düşükdon: Destansı Hikâyeler Uzayda; Kendini Özgür Bırak: Sevgililer Günü; Waffles ve Mochi; The Big Family Cooking Showdown; Eden; Awake: The Million Dollar Game; Kaptan Düşükdon Efsane Seç-Beğen-Geç; Star Trek: The Marinette artık sırlarını korumak için 2 kat çaba göstermek zorunda ve Uğur böceği de kelebek ve tavuskuşu mucizelerini birleştirip kullanan Gölge Moth'la yüzleşmek için daha da güçlü olmak zorundadır. Neyse ki, Uğur Böceği ve Kara Kedi yeni süper kahraman arkadaşlarına güvenebilirler! JZtzo3. La Fontaine masallarından yeni bir masal ile sizlerleyiz. Masalımızın adı; Agustos Böceği İle Karınca Masalı keyifli okumalar dileriz.. Ağustos böceği bütün yaz Saz çalmış, şarkı söylemiş. Karakış birden bastırınca Şafak atmış zavallıda; Bir şey bulamaz olmuş yiyecek Koca ormanda ne bir kurtçuk, ne bir sinek. Gitmiş komşusu karıncaya — Aman karınca kardeş, demiş, hâlim fena; Bir şeycikler ver de kışı geçireyim. Yaz gelince öderim, Hem de ziyadesiyle; Ağustosu geçirmem bile. Ödemezsem böcek demeyin bana. Karınca iyidir hoştur ama Eli sıkıdır Can verir, mal vermez. — Sormak ayıp olmasın ama demiş; Bütün yaz ne yaptınız? — Ne mi yaptım? demiş ağustos böceği; Gece gündüz türkü söyledim; Fena mı ettim sizce? — Yoo, demiş karınca, ne mutlu size; Ama hep türkü söylemek olmaz; Kışın da oynayın biraz. Yazar; La Fontaine Başa dön tuşu Trabzonspor’un bu sezon başarıya nasıl ulaştığı incelenecek olursa çoğunlukla doğru işlere imza attığı gerçeği de ön plana çıkacaktır. Bu buz dağının görünen kısmı ancak işin aslı Ahmet Ağaoğlu gibi yönetim tecrübesi olan bir başkan önderliğindeki yönetimlerin üç dört yıllık planlamalarının meyvelerinin bu sezon toplanmaya başlanmış olmasıdır. Hepsi süreç gerektiren işler. Özetle giriş, gelişme, sonuç… Hani sezon finali derler ya; her bir taşın doğru şekilde yerleştirilmesi ile sadece sonuç’ kısmı bu sezona denk gelmiş oldu. Yönetiminden teknik kadrosuna, futbolcusundan taraftarına sabır ve istikrar’ bu sezonun başarıya dönüşmesinde en önemli etkenlerden birisiydi. Bir diğer etken olan Abdullah Avcı yönetiminde maç maç ilerleme stratejisi, hem camia hem de oyuncularla çok iyi örtüştüşmüştü. Hatta o kadar ki; son haftalarda garantilendiği düşünülen ligde bu strateji rafa kaldırılıp üst üste puan kayıpları gelmeye başlayınca camia tekrar uyandı ve bu stratejiye geri dönmek zorunda kaldı. Takım bir anlamda hatayı geri alıp undo yoluna devam etmiş oldu. Trabzonspor önceki sezonların aksine bu sezon karınca gibi çalışıp puanları toplarken, rakipleri de ağustos böceği misali uzun haftalar boyu çalışmayıp cepten yediler. Geç uyanıp son haftalarda üst üste kazanmalarına rağmen bu çaba Trabzonspor’un biriktirdiği puanların fazlalığı nedeniyle onlar adına bir sonuç getirmedi. Yani atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmişti! Bu sezon Trabzonspor’un başarısındaki bir diğer önemli faktörde Abdullah Avcı’nın hem ilk onbir hem de sonradan yapılan oyuncu değişikliklerinde neredeyse hatasız uygulamalar yapmasıydı. Geçtiğimiz sezonlarda takımın başındaki teknik direktörlerin ya ilk onbir tercihlerinde ya da oyuncu değişikliklerinde hatalar yapışı belki de o sezonlarda başarının gelmeyişinin en önemli nedeniydi. Abdullah hocanın takıma getirdiği bir başka artı da transferlerde risk aldırmaması, kendi takımlarında parlayan ligin kalburüstü oyuncuları tercih etmesi oldu. Takımda oyuncuların paralarının zamanında ödenmesi, oyuncular arasında arkadaşlık ortamının iyi oluşu, zamanında ve yerinde transferler, oyuna doğru müdahaleler ve maç maç kazanma stratejisi… Taşlar üst üste doğru şekilde konulduğunda zaten şampiyonluğun da kendiliğinden geleceği aşikardı, öyle de oldu. Ağustos böcekleri bu geç gelen galibiyet serisi ile ancak Ağustos ayında şampiyon olabilecekken; Trabzonspor, Nisan ayında fişi erkenden çekerek ligin en erken şampiyonluk yaşayan kulübü olarak tarihe adını altın harflerle yazdırmış oldu. Zamanın birinde bir ağustos böceği ile bir karınca yaşarmış. Keyfine oldukça düşkün olan ağustos böceği saz çalar, şarkı söyler ve tüm vaktini eğlenerek geçirirmiş. Bütün bir yazı şarkı söyleyerek geçiren ağustos böceği kışın gelmesi ile birlikte zor günler geçirmeye başlamış. Kış gelince havalar soğumuş ve yağmurlar başlamış evinde hiç yiyeceği bulunmayan ağustos böceği hem üşümüş hem de karnı çok acıktığı için şarkı söyleyemeyecek kadar halsiz kalmış. Çünkü bütün bir koca yazı şarkı söyleyip eğlenerek geçiren ağustos böceği kış için hazırlık yapmamış. Oysa komşusu karınca ise, o keyif içinde gününü gün ederken sürekli çalışmış ve tüm yaz boyunca kış mevsimi için hazırlıklar yapmış. Soğuktan tir tir titreyen ağustos böceğinin aklına hemen karınca gelmiş ve apar topar komşusu karıncanın kapısına gelerek ödünç yiyecek almak istemiş. Karıncadan ödünç yiyecek isterim yaz ayı gelince de tekrar öderim demiş. Karıncanın kapısını çalmış. Karınca kapıyı açınca karşısında soğuktan üşümüş üstelik de aç olan ağustos böceğini şey mi istiyorsun ağustos böceği, demiş. Ağustos böceği karıncaya,Karınca kardeş havalar çok soğudu ve karnımda çok aç, ancak evimde yiyecek hiç bir şey yok bana borç olarak yiyecek bir şeyler verir misin? Söz veriyorum borcumu öderim, diyen ağustos böceğine, karınca;Neden yiyecek bir şeyin yok bütün bir yaz boyunca ne yaptın sen böceği oldukça utangaç bir tavırlaBaşını önüne eğerek ben saz çaldım, şarkı söyledim, ancak kış için bir hazırlık yapmadım demiş. Ağustos böceğinin bu sözleri üzerine oldukça sinirlenen karınca;Koca bir yaz şarkı söyleyip saz çalarak geçirdiysen şimdi de bol bol oyna o zaman demiş ve ağustos böceğinin suratına kapıyı kapatmış. Kedi Ve Fare Masalı Kedi bir fare ile tanıştı ve uzunca bir süre fareyle birlikte yaşamaya, birlikte evde kalmaları konusunda anlaştılar. “Ama kış için bir karar vermeliyiz, yoksa açlık çekeriz” dedi kedi; Ve sen, küçük fare, her yere giremezsin, yoksa bir gün bir tuzağa yakalanırsın. İyi tavsiyeler takip edildi ve bir yağ kabı satın alındı, ancak nereye koyulacağını bilmiyorlardı. Uzunca bir süre sonra, kedi şöyle dedi “Kilisede olduğundan daha iyi saklanacağı bir yer bilmiyorum, çünkü hiç kimse oradan uzaklaşmaya cesaret edemez. Onu sunağın altına koyacağız ve ona gerçekten ihtiyacımız olana kadar dokunmayacağız. ” Yani kap güvenlik altına alındı. ama kedinin onun için büyük bir özlem duyması çok uzun sürmedi ve fareye şöyle dedi Sana bir şey söylemek istiyorum, küçük fare; kuzenim dünyaya küçük bir oğul getirdi ve benim vaftize katılmamı istedi; Bugün çıkmama izin ver, ve evine kendin bak. Evet, tamam’ diye cevap verdi fare,’ her şeyin yolunda giderse ve eğer yemek için çok iyi bir şey alırsan, beni düşün. Bir damla tatlı kırmızı vaftiz şarabından bende hoşlanırım’ dedi. Ancak bütün bunlar doğru değildi; kedinin kuzeni yoktu ve vaftiz annesi olması istenmemişti. O doğrudan kiliseye gitti, çömleği çaldı ve yalamaya başladı. Sonra şehrin çatılarına doğru yürüyüşe çıktı, fırsatlara baktı, ve kendini güneşe doğru uzattı, yağ kabını düşündüğünde dudaklarını yaladı. Eh, işte yine buradasın,’ dedi fare, Hiç şüphe yok ki mutlu bir gün geçirdin.’ Her şey yolunda gitti’ diye fareye cevap verdi kedi. Çocuğa hangi ismi verdiler?’ Top kapalı!’ dedi kedi. Top kapalı!’ bu çok garip ve nadir bir isim, ailenizde normal olan bu mu?’ Bu ne anlama geliyor?’ diye sordu kediye. Çok geçmeden kedi tekrar oraya gitmek istedi ve fareye şöyle dedi Bana bir iyilik yapmalısın ve evi bir gün yalnız başına idare etmelisin. Tekrar kiliseye gitmem istendi.” İyi fare bunu kabul etti. Bir süre sonra kedi yine gitmek istedi ve fareye bütün güzel şeyler üçte geçer’ dedi, Tekrar vaftiz edeyim. sen gitmeme izin vereceksin, değil mi?’ dedi. Sen evde otur,” dedi kedi, “koyu gri kürkünle ve uzun kuyruğunla, çünkü gündüz dışarı çıkmıyorsun.” Kedinin yokluğunda fare, evi temizledi ama açgözlü kedi tamamen yağ kabını boşalttı. Her şey yenildiğinde, birileri huzur bulur’ Kendisine böyle söyledi ve eve hemen dönmedi. Fare üçüncü çocuğa hangi ismin verildiğini sordu. “Seni diğerlerinden daha fazla memnun etmeyecek,” dedi kedi. All-gone’ denir. All-gone’, dedi fare, bu en şüpheli isim! Onu hiç görmedim. Hepsi gitti; Bu ne anlama geliyor?’ ve başını iki yana salladı. Bu zamandan sonra hiç kimse kediyi vaftiz olmaya davet etmedi, ama kış geldiğinde ve dışarıda bulunacak bir şey kalmadığında, fare onların kararını düşünerek şöyle dedi “Haydi, kedi, bizim kendimiz için sakladığımız yağ kabını alalım – bundan mutlu olacağız. Evet,’ diye cevap verdi kedi ve yola çıktılar, ama geldiklerinde, yağ kabı hala yerindeydi, ama boştu. Eyvah!’ dedi fare, şimdi ne olduğunu gördüm. Sen vaftiz babasının yanındayken hepsini yuttun.’ Dilini tutar mısın, diye bağırdı kedi’ bir kelime daha edersen, seni yerim.’ Kedi onun üzerine atladı, yakaladı ve onu yuttu. Elma Ağacı Ve Çiftçi Masalı Bir zamanlar köyün birinde ormanın hemen içinde bir çiftçi yaşıyormuş. Çiftçinin büyük ve eski elma ağacı olan, çeşitli bitkilerle kaplı bir güzel bahçesi varmış. Çiftçi çok önceleri küçük bir çocukken, zamanının pek çoğunu bahçelerindeki elma ağacıyla oynayarak geçirirmiş. Elma ağacı eski zamanlarda fazla miktarda elma verirmiş. Ancak zaman geçtikçe elma ağacı da yaşlanmaya başlamış ve elmaları azalmış. Zamanla çiftçi ağaçtan elma alamaz olmuş ve ağacı kesmeye karar vermiş. Ağacı keserek yerine güzel bir mobilya yapmak istemiş. Ağaç çok yaşlı olduğu için ağacı iyileştirmenin mümkün olmayacağını anlamış ve keserek yerine harika mobilyalara sahip olacağını düşünmüş. Küçük bir çocukken, oyunlarının tamamını burada ağacın tepesinde geçirdiğini bir anda unutmuş. Meyve vermeyen elma ağacı şimdilerde küçük hayvanlara ev sahipliği yapıyormuş. Bu hayvanlar ise sincap, serçeler ve çok çeşitli kuş ve böceklermiş. Çiftçi ağacı kesmek için baltasını aldığında, bu ağacı evi gören tüm küçük hayvanlar telaşlanmaya ve korkmaya başlamış. Hepsi birlik olup, çiftçiye evlerini yıkmaması için yalvarmaya başlamış. Çiftçiye; Lütfen ağacımızı, evimizi kesmeyin. Bu ağacın altında siz küçükken, beraber oynardık. Bu ağaç, bizim evimizdir. Kesilirse başka gidecek bir evimiz yok”. Çiftçi, hayvanların konuşmasına aldırış etmeden ağacı kesme kararı almış. Tam baltasını kaldırdığı anda hayvanlar arasında kargaşa büyümüş. İçlerinden bir sincap ağlamaya başlamış; “Lütfen evimi yıkmayın. Yıkıp beni ve çocuklarımı parçalamayın.” demiş. Ardından küçük kuşlar da çiftçiye ağlayarak, yalvarmaya başlamış. Çekirge ise çiftçinin ayaklarına dolanmış ve evinin yıkılmasını istemediğini söylemiş. Tüm bu yalvarmalara rağmen çiftçi çocukluğunu ve en iyi arkadaşları olan hayvanları unutmuş. Ağacı her vurduğundan daha sert şekilde doğramaya başlamış. Tüm küçük ve yalvaran hayvanlar çaresiz kalmışlar. Bu küçük hayvanlar evlerinden ayrılmamak için elma ağacını her ne pahasına olursa olsun korumak istemişler. Küçük hayvanlar kimden yardım istediler ise olmamış. Çiftçi çocukluğunda oynadığı elma ağacını parçalamaya devam etmiş. Çiftçi ağacı parçalarına ayırırken bir anda parlak bir şey fark etmiş. Bu parlak şeyin bir bal dolu kovan olduğunu anlamış. Balı biraz tadan çiftçi bir anda balın tadı ile içindeki küçük çocuğu uyandırmış. Çocukluk anılarını hatırlayan çiftçi, haykırarak; “Bu balın tadı harika!.” demiş. Çiftçinin sevinçten değişimini fark eden hayvanlar, çiftçiyle tekrar konuşmaya başlamışlar. Arı, her zaman tatlı bir bal vereceğini söylemiş, sincap, kuruyemişleri paylaşacağını söylemiş. Sonunda çiftçi ikna olarak baltasını indirmiş. Ağacın kendisine pek çok fayda sağladığını ve güzel hayvanlara ev sahipliği yaptığını düşünmüş. Çiftçi, elindeki baltayı atarak hayvanlara; “Bu ağacı kesinlikle kesemeyeceğime söz veriyorum. Hepinizden özür diliyorum, artık hepiniz ağaçta huzur ve uyum içinde yaşayabilirsiniz. ” demiş. Tüm hayvanlar arıya teşekkür ederek, mutlu bir şekilde evlerinde yaşamaya devam etmişler. Sıcak Fırsatlarda Tıklananlar Editörün Seçtiği Fırsatlar Daha Fazla Bu Konudaki Kullanıcılar Daha Az 2 Misafir 1 Mobil - 1 Masaüstü, 1 Mobil 5 sn 6Cevap 0Favori 481Tıklama Daha Fazlaİstatistik Konu İstatistikleri Son Yorum 16 yıl Cevaplayan Üyeler 5 Konu Sahibinin Yazdıkları 2 Ortalama Mesaj Aralığı 4 dakika Son 1 Saatteki Mesajlar 6 Haberdar Edildiklerim Alıntılar 1 Konuya En Çok Yazanlar supremum 2 mesaj MaHZeN 1 mesaj Empyrium 1 mesaj Botanlı 1 mesaj okko 1 mesaj Konuya Özel Karınca yaz boyunca çalışırken ağustos böceği saz bu ibretlik hikayeyi umarım daha önce verilmemiştir. Tabi kış gelmiş,karınca sıcacık evinde afiyet içinde yaşıyorken bir gün kapısı çalmış bakmış ağustos böceği Tamam demiş,yaz boyunca saz caldın şimdi aç kaldın ve benden yemek istemeye geldin değil mi??Saz çalacağına biraz çalışmış olsaydın böyle aç kalmazdın demiş. Ağustos böceği de " anladın yaz boyunca saz calınca ayıptır söylemesi biraz para yaptıkda meshur oldum,şimdi avrupa turnesine çıkıyorum. Belki oralardan istediğin birşeyler vardır,diye sormaya geldim"demiş. Hakkatten de karınca bir bakmış ağustos böceğinin hiç öyle aç bir hali bir kürk var, arkada da kocaman bir limuzin, önünde şöförü ile onu bekliyor."yok,bir şey istemiyorum "demiş,"ama Fransaya uğrayacaksın değil mi?" diye böceği de "evet"demiş."iyi o zaman"demiş,karınca "Parise gidince orada La Fontaine diye bir adam var,onun yüzüne bir tükür benim için ,oldu mu?".... Zamane Ağustos böcekleri hepsi böyle işte, Artis para yaptık diyo ya Çin versiyonu Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kış için evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir. Ve kış gelir. Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, Ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür. Fransız versiyonu Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kış için evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın barlarda yazı geçirir. Ve kış gelir. Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye hazırlanırken birden kapı çalar. Karınca kapıyı açınca elinde bavuluyla ağustos böceğini görür. Ağustos böceği; “Ne haber aptal komşum? Kışı geçirmek için Karaib Adalarına gidiyorum da, bir isteğin var mı sorayım dedim. Hadi bana eyvallah” der. Türkiye versiyonu Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kış için evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder. Vur patlasın çal oynasın yazı geçirir. Ve nihayet kış gelir. Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, aç kalan Ağustos böceği bir basın toplantısı düzenleyerek “etrafta onca aç ve üşüyen böcek varken, karıncalar nasıl bir vurdumduymazlıkla sıcacık yuvalarında yaşayabiliyorlar” diye olayı kamuoyunun vicdanına sunar. Atan TV, Doğan TV ve Yıldız TV aç ve açıktaki zavallı Ağustos böceği ile karnı tok sırtı pek karıncanın resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları tartışmaya davet eder. Türkiye olayın sokunu yaşamaktadır Yeşil Böcekleri Koruma Derneğinden iki temsilci, Atan TV’ deki ÜÇEÜÇ programına çıkarak otuz yıldır çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatırlar. Ağustos böceğinin mağdur edilmiş olduğu işlenir. Nobel adayı olan ama bu ödülü ne yaptıysa bir türlü alamayan yazarımız ve birçok tanınmış aydınımız olayı Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye’yi kınarlar. AB konseyi eğer hemen müdahale edilmezse müzakerelerin askıya alınacağını açıklar. Konu bakanlar kurulunda tartışmaya açılır ve Başbakan Doğan TV’ ye verdiği özel demecinde “Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır sorunları göz ardı edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yaşamaları için gerekenler yapılacaktır” der. Neticede karınca alın teriyle çalışıp kazandığı için cezalandırılırken, çalışmayan ve hiçbir gayret göstermeyen Ağustos böceği medya sayesinde ödüllendirilmiş olur. Doğruyu yanlış, yanlışı doğruymuş gibi göstermekte hünerli birtakım medya kuruluşları acaba hangi Ağustos böceklerine hizmet etmekteler? Sayfaya Git Sayfa Çin versiyonu Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder – vur patlasın çal oynasın – yazı geçirir, ve kış gelir … Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, Ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür. Fransa versiyonu Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kış için evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın barlarda yazı geçirir… Ve kış gelir.. Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye hazırlanırken kapı çalar. Bakar elinde bavulu ağustos böceği; -Naber aptal komşum? Kışı geçirmek için Karaip Adaları’na gidiyorum da, bir isteğin var mı sorayım dedim. Hadi bana eyvallah. Türkiye versiyonu Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kış için evini, yiyeceklerini hazır eder. Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın, çal oynasın – yazı geçirir. Ve kış gelir. Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği bir basın toplantısı düzenleyerek Etrafta onca aç ve üşüyen varken, karıncalar nasıl bir vurdum duymazlıkla sıcacık yuvalarında yaşayabiliyorlar’ diye olayı kamuoyunun vicdanına sunar. ATV, KANAL D, STAR zavallı aç ve açıktaki ağustos böceği ile karnı tok sırtı pek karıncanın resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları tartışmaya davet eder. Türkiye olayın şokunu yaşamaktadır. Nerededir bu devlet? YBKD Yeşil Böcekleri Koruma Derneği nden bir temsilci ATV’deki TEKETEK programına çıkarak otuz yıldır çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatır. Dünyanın en tanınmış Nobel adayı yazarımız Orhan PAMUK ve tanınmış aydınlarımız olayı Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye’yi kınarlar. Konu Bakanlar Kurulu’nda tartışmaya açılır ve Başbakan KANAL D’ye verdiği özel demecinde Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır sorunları göz ardı edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yaşamaları için gerekenler yapılacaktır.” der. Diğer yandan Reha Muhtar karıncayı canlı yayına çıkararak, Reklâmını yapmak için zavallı bir ağustos böceğinin içler acısı durumundan yararlanmaya utanmıyor musun?’ diye bir güzel haşlar. Ertesi akşam TEKE TEK’te ise Ağustos böceğinden yürüttüğün para ve yiyecekleri nereye akladın, öt çabuk’ diye Fatih ALTAYLI’ dan bir güzel dayak yer. Karınca en sonunda çareyi yurtdışına kaçmakta ağustos böceği onun evine yerleşir, yiyeceklerine konar, eşyalarının üzerine yatar ve refah içerisinde gül gibi yaşar gider. Ve güzel ülkemizde tarafsız ve doğrucu ! medyamız sayesinde adalet yerini bulur !!!!!!!

karınca ile uğur böceği hikayesi